Zombi / Joyce Carol Oates

zombi joyce carol oates instagramZombi, Joyce Carol Oates’in Siren Yayınları’ndan çıkan kitabı. Ben 1. baskısını (Eylül, 2011) okudum. Çeviri Merve Sevtap Ilgın’a ait.

Seri katillere özel bir ilginiz var mı? Bizim ülkemizden ancak Çivici Katil çıkıyor ama ellerin ülkelerinden yamyamlar, kesip biçenler, koleksiyoncular çıkıyor diye sektöre(!) ilgili duyuyor musunuz hiç? Her toplum kendi sapkınlığını yaratıyor. Biz bolca tecavüzcü, tacizci yetiştiriyoruz baskılanan cinsellik nedeniyle; Amerika da keşfedilecek başka ne kaldı ki diyip önüne geleni doğrayan garip insanlar üretiyor hastalıklı çarkın dişlilerinden. Jeffrey Dahmer da onlardan biri. Zombi, onun hayatından esinlenen Oates’in hikayeyi de kahramana anlattırdığı tüyler ürperten kitabı.

Ailevi ilişkilerdeki kimi kopukluklar, sosyal baskı, iletişim güçlüğü zaten hasta olan bir zihni nasıl sapkınlığın kıyısına getirir? Hepsini bir arada yaşayıp da dünyaya küsen koca bir kitle yaratabilen koşullar, nasıl olur da bazı insanlarda bu denli büyük vahşete sebep olabilir? Geçmişte işlediği cinsel içerikli bir suç nedeniyle polis kontrolünde olan, hatta psikologa giden ve reçetelendirilmiş kimi ilaçlar kullanması gereken Quentin, kendi deyimiyle Q_ P_ gerçekte bunların hiçbirinden etkilenmiyor ve tıpkı Jeffrey Dahmer gibi kendi zombisini yaratmaya çalışıyor. Ancak arada zayiat oluyor elbette ve Quentin onları hatırlamak için bazen eşyalarını, bazen vücutlarından bir parçayı alıkoyuyor. Oysaki niyeti kötü değil. Ona her zaman itaat edecek, saygı duyacak ve onu karşılıksız (ailesinin aksine) sevecek birine ihtiyacı var. Sağlıklı bir insan gibi bunu standart insan ilişkileriyle elde etmeyi denemek aklına gelmeyeceğinden gözüne kestirdiği zavallı insanlara lobotomi yapmayı daha mantıklı buluyor.

Böyle hikayeleri genelde yazardan, 3. ağızlardan, kurbanlardan yahut polisten okuruz/dinleriz. Zombi’de ezber bozulmuş, her şeyi Quentin anlatıyor bize. Haliyle empati kurabilmek imkansız hale geliyor. Dünyayı bu denli hastalıklı bir zihinle algılamak mümkün olmayacağı için de bu deneyim bunaltıcı ve can sıkıcı oluyor. Quentin’e hikayeyi anlattırma fikri güzel, ancak pratikte seyirciye ulaşması gereken his havada bir yerde asılı kalmış. Durumun vahametini alabildiğine sade anlatmak vurucu olabilecekken, aksine hikayenin gerçekliğini/mevcudiyetini/ağırlığını zedelemiş.

Amerikan Edebiyatı’nı nadir örnekleri hariç sevmiyorum, demiş miydim? Pek çok kez mi? Olsun. Joyce Carol Oates okumaya devam edeceğim elbet. Çabuk vazgeçtiğim görülmemiştir.

Yazarın okuduğum ikinci kitabı İlk Aşk’a dair yazımı şuradan okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑