Yolpalas Cinayeti / Halide Edib Adıvar

yolpalas cinayeti halide edip adıvar

Yolpalas Cinayeti, Halide Edib Adıvar’ın eseri. Ben, 2013 Haziran’ında Can Yayınları’ndan çıkmış 3. baskısını okudum. Kapak resmi Renoir’a aitmiş, sevemedim, zira kapakta bahsi geçen Akkız sarışın, hadi olmadı kumral idi. O kopkoyu saçlı kızın hayallerinize bıraktığı şey doğru değil yani. Bu arada kapak resmi bilindik bir ressamın olunca arka kapağa, ama internette fotoğraf satan sitelerden alınınca kitabın içine mi yazılıyor? Arka kapakta istockphoto.com yazısının hoş görünmeyeceğini düşünmüş olsa gerek Can Yayınları. Tuhaf detay.

Lise yıllarında tanıştım Halide Edib Adıvar ve kitaplarıyla. Pek çok kitabını da o dönemlerde okudum, koydum bir köşeye. Şimdi zaman zaman ihtiyaç duyuyorum Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet dönemi ve sonrası yazarlarına; “kadın” meselelerine daha duyarlı olduğum için de genellikle Halide Edib’i tercih ediyorum. Yolpalas Cinayeti 2. idefix maratonumun incilerindendi, bir nefeste okudum bitti.

Sunuş kısmında Mehmet Kalpaklı demiş ki: “Halide Edib’in bu az bilinen eseri yazarının özgün dili ve üslubu korunarak ve günümüz okuru için anlaşılması güç olabilecek kelimelerin karşılıkları aynı sayfada verilerek yayıma hazırlanmıştır.” Buraya kadar sorun yok, ancak kitabı okumaya başlayınca günümüz okurunun Türkçe bilmediğini düşünebilirsiniz. Çevrilmesine lüzum duyulmuş kelimelerden örnek vermek istiyorum:

Hâkim: Yargıç.
Nüfus tezkeresi: Bir ülkenin vatandaşlarına devletçe verilen, kimlikleriyle kişisel durumlarını gösteren resmî belge, kafa kağıdı. (Nüfus cüzdanı demek istiyor sanırım!)
İspat edilinceye: Kanıtlanıncaya.
Ahali: Halk.
İman etti: İnandı.
Emmi: Amca.
Vaziyet: Tavır
Celse: Oturum.
Ziyade: Çok.
Fukaralık: Yoksulluk.
Teşrih etmek: Açımlamak. (İzah getirilen kelimelerden biriydi, izahı ne kadar da anlaşılır olmuş değil mi!)

Devam etsem sıkılırsınız, 14. sayfada bıraktım yapmayı, ancak kitap 81 sayfa. Kitap, okurun Türkçe bilmediğine kanaat getirilerek hazırlanmış ya da Can Yayınları maliyeti kurtarmaz diyerek 81 sayfaya çıkabilsin diye kitabın hacmini arttırmaya çalışmış. Her halükarda çok kötü bir tercih. Lise öğrencisi okuyacaksa, eline sözlük alsın da okusun. Neden kara cahilmişim gibi, günlük dile çoktan dahil olmuş onlarca kelimeyi izah ediyorsunuz ki?!

Hûlasa… (Bundan sonra böyle, yayınevi yeter ki ikna olsun dili anlayabildiğime.) Bir cinayet vakası sonundan ortasına, başından da nihayetine kadar didik didik ediliyor. Konu cinayetin kendisinden çok dönemin sosyal hayatı. Çok garip bilgiler edinebilirsiniz. Sosyete tabir edilen sınıfın eğlencelerinde o yıllardaki kadın kıyafetlerine dair bilgi sahibi olabilir, 3 araba sahibi olmanın görgüsüzlük yahut kınanacak bir şey olduğunu düşünen “fukara” sınıfıyla karşılaşabilirsiniz. Nadiren gri var, her şey siyah ve beyaz. Birbirine yabancılaşmış ve yargılamaktan/aşağılamaktan geri durmayan iki ayrı sosyal sınıf ve aralarında bağ kurmaya, en azından eşitsizliği dengelemeye çalışan sayıca oldukça az adalet neferleri. Biraz karikatürize gibi değil mi? Okurken bunu hissettiğiniz anda Ağaoğlu tayfasını aklınıza getirirseniz karikatürize değil, sadece durumun alışık olmadığımız bir versiyonu olduğunu fark edersiniz.

“Büyük bir Fransız kadını, “Anlamak affetmektir.”, demişti.” Bu sözün başka bir yazara ait olduğunu okumuştum, şu anda anımsayamıyorum, ancak yazar erkek ve Rus idi. Bu durumda bu söz kime ait? Ayrıca iki kelimeyle durumun bu denli keskin özetlenişi ne büyük bir yetenektir. Anlamak affetmektir, konulu bir yazı yazıp da kafa şişirmek istemiyorum, lakin beyin kıvrımlarımda bile hissediyorum bu sözün anlamını.

Google’da kitabın özetini arayarak yazıya gelen liseliler… Sizi hayal kırıklığına uğratacağım için çok mutluyum.

 

 

 

Latest Comments
  1. Binnaz Seçen |
    • Selin Seçen |
  2. Vahdet Türkmen |
  3. Vahdet Türkmen |
    • Selin Seçen |
  4. Vahdet Türkmen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑