We Need to Talk About Kevin

We Need to Talk About Kevin, 2011 yapımı.

Anne olmak ya da olmamak üzerine zorlayıcı bir film. Anneliğin kutsandığı topraklarda yaşadığımız için, film üstüne yapılan yorumlar da genellikle aynı telden çalmış. Hazin yolun sorumlusunun, ilk andan beri çocuğun varlığını huşu içinde kabul etmeyen anne olduğu söylenmiş. O anne ki, Kevin’a doğru dürüst sevgi göstermemiş, ona sarılmamış ve onu öpüp koklamamış. Kevin, bütün bunları sevgisizlik nedeniyle yapmış. …mış. Hadi ordan!

Ayak bastığımız topraklardır sevgisizliğin en alasının filizlendiği. Hem sadece çocuğa mı? Cinsiyetlere, özgürlüklere,  temel haklara, hayvanlara… Bizim ülkemizde sevgisizliğin sınırı yok. Sevgisizliğe benzer bir şeyin kırıntısını hisseden seri katil olsaydı, canlı kalmazdı etrafınızda.

Eva, Kevin’in varlığıyla mutlu olmuyor. Belki hazır değil, belki istemiyor, belki anne olacak donanıma sahip değil. Sonuçta istemiyor ama o çıkıp geliyor. Başetmeye çalışıyor bu zor çocukla; ona öğretmeye, onunla öğrenmeye çalışıyor. Çocuk  kadar zehirli ki, etraftaki herkesi uyutuyor anneyi kendisine hedef seçtiği için. Tipik bir Türk babası kıvamındaki Franklin de, soruna çözüm aramak yerine Eva’yı paranoyaklıkla suçlayıp kolaya kaçıyor. (Ne kadar da tanıdık!) Bedelini de ödüyor.

Psikolojik sorunları nedeniyle tedaviye ihtiyacı olan ya da kalıtımsal sıkıntılar nedeniyle “kötü tohum” demenin gayet yerinde olacağı Kevin, bütün dikkatleri üzerine çekmeye karar verdiğinde aslında aklındaki insan annesi oluyor. Oku, tam hedefi buluyor.

Sıkıntılı bir film. Tilda Swinton’un payı büyük bunda. Öyle donuk ve hapsolmuş bir karakter ki, yerine geçip hissetmek kolay olmuyor. Suçlamak? İşte o, çok kolay!

8/10.

Etiketler:,

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑