The Time Traveler’s Wife

The Time Traveler’s Wife, 2009 yapımı.

Bu filme oy verip 7 üstü almasını sağlayan 5000 küsür imdb kullanıcısı, iki elim yakanızda! Sizin yüzünüzden mart ayında yaşadığım hezimetten sonra bir sinema faciası daha yaşadım. (O hezimeti de anmasam olmaz, Sin City’nın gazıyla gittiğim The Spirit‘in seansından yarıda çıksam mı çıkmasam mı diye düşünmekten filmin bir kısmını izlemedim bile. Rezalet bir filmdi. Sin city’nin ekmeğini yemeye çalışan bir filmden daha iyisini beklersiniz değil mi? Karikatürize olmuş halini değil!)
İki seçeneğim vardı sinemaya yollanırken, bahse konu gudik film ve Coco Chanel&Igor Stravinsky. Ben, gafil sinema izleyicisi, nereden bilirdim takribi 2.5 saatlik bir vasatlığa adım atacağımı?..

Filmi Palladium, CineBonus’ta izledim. 19.00 seansına bol reklam sosuyla başladık, 19.25’te de film başladı. Meksikalı olduğunu tahmin ettiğim bir çift, ruhunu yaratıkların ele geçirdiği bir erkek çocuğunu kilise benzeri bir yere getiriyorlar ve kilisedeki kadın gün… Ne oluyor diyorsunuz değil mi? Evet, ben de dedim aynısını. Bu film de neyin nesi! Salonun perdesini aralayan görevli de dedi, “afedersiniz, yanlış film takmışız!” Film başladığında neredeyse 19.45 olmuştu. Rezillik değil mi? Palladium CineBonus’u bununla hatırlayacağım en yazık ki.

Filmde br adam var, zamanda yolculuk yapıyor. Chrono vs disorder gibi bir rahatsızlığı varmış da, tarihteki önemli olaylar vakum etkisi yaratıyormuş, çekiyorlarmış onu o zaman dilimine! Pat diye başka bir yıl, başka bir günde buluyor kendini zırt pırt ve de çırılçıplak. Sarı kafalı küçük bir kızın çayırdaki oyununa misafir oluyor bir gün, bilin bakalım o kim? Zaman yolcusunun karısı, evet evet! Oraya niye çekiliyor, 30 yaşlarında görünen adamımız sübyancı mı, o kızın özelliği ne? Hiçbirini bilmiyoruz. Hepsi havada. Diyaloglar kan ağlıyor zaten. “Kaybolmayan koca istiyorum” hariç aklımda kalan hiçbir şey yok.

Romantik bir drama olduğu yazıyor imdb etiketinde. Romantizm aradığımda bulabildiğim tek şey gözlerini kocaman açarak anlamsızca bakan bir kadın. Adamı niye seviyor, neden en yakın arkadaşım diyor vs hiçbirini bilmiyoruz, anlamıyoruz, empati yapamıyoruz. Drama, niye? Adam habire kayboluyor diye mi? Bunun nesi dramatik, yoksa garip ölüm şekli yüzünden mi? Yine hiçbir şey hissetmiyorum. Sadece esniyorum. Filmin becerebildiği tek şey, duygu sömürüsü. Babalar ve kızları ekseninden vuruyor sizi, vurulacak haliniz kaldıysa tabi.

Film bittiğinde kendimi zor attım dışarıya. Romantik komedi sevmeyen bünyeme, ne romantizmi ne dramı yeterince anlatamayan bir romantik-dram çok geldi. Hiç insaflı olamayacağım vallahi. 4/10!

Etiketler:,
Comments
  1. Evli Adam |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑