The Sessions

The Sessions, 2012 yapımı.

Hangi akla hizmet “Aşk Seansları” adını aldığını anlamanın mümkün olmadığı, kendi kendine hayatı sürdürmesi imkansız derecede engelli, nefes almakta bile zorlanan 40’larındaki Mark ile onun ilk cinsel deneyimi olacak bir nevi seks terapisti Cheryl’ın hikayesi The Sessions. Evet, bir çeşit aşktan bahsetmek mümkün filmi izleyince ama seanslara aşk adını takmak… Sanki filmleri izlemiyor bu insanlar, özetlerine bakıyorlar, orijinal adlarına bir de, sonra en uygun buldukları tamlamayı yapıştırıveriyorlar! O kadar anlamsız çünkü Türkiye’deki vizyon adı.

Helen Hunt bu filmle Oscar’a aday oldu. Oscar’ın gözümde Eurovision’dan farkı olmadığını bir kez daha kanıtlamış olduk böylece. Güzel şarkılar çıkmıyor mu o yarışmadan, çıkıyor ama istisnalar kaideyi bozmuyor. Helen Hunt’ın sergilediği ve Oscar’a aday olabilecek tek şey 50 yaşındaki fit bedenidir. Oyunculuğunda olağanüstü hiçbir şey yoktu. Zaten filmle ilgili sıradışı hiçbir şey yoktu, enteresan konusuna rağmen. Ne yatağa bağlı, yatış şekli uzaktan bile sırtımın ağrımasına sebep olan Mark’ın dünyasını hissedebildim, ne de etrafında ona aşka benzer hisler beslemeye başlayan kadınların benim göremediğim neyi gördüklerini anlayabildim. Afiş bile nasıl felaket… Romantik komedi gibi. Böyle bir dramı anlatmak için ne kadar uygunsuz bir yol.

5/10.

Etiketler:,

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑