The King’s Speech

The King’s Speech, 2010 yapımı.

Eli yüzü derli toplu, hiçbir firesi olmayan, aksanı gibi İngiliz bir film idi benim seyrettiğim. Colin Firth’ü severim, böyle filmlerle gitgide büyüyor gözümde. Çoğu zaman unutuyorum rol yaptığını, seyrederken kaptırıp gidiyorum. Geoffrey Rush ile muhteşem ikili olduklarını da söylemeden geçemeyeceğim. 2 saati aşkın süre boyunca salonda karıncalanmadan oturmayı beerebildiğim nadir filmlerden oldu.

Hiçbir ünvanı, diploması ve eğitimi olmayan Lionel’ın çocuklarıyla Şekspircilik oynaması ve olası Kral’ın bundan bihaber olması filmin en sevdiğim detayı idi. Helena Bonham Carter rahatsız etti, çok sivri görünüyordu böyle bir film için.Sanki yanlışlıkla seçilmiş gibi. Ya da elleri yerinde ayakları ve ayakları yerinde kolları varmış gibi. Yakışıksız bir hali vardı kurgunun içinde. Gidip sigara içsin ve beylik laflar yumurtlasın o, böyle bir filmde ne işi var!

Haftalardır Antalya sinemalarında doğru dürüst film seyretme şansım olmuyordu, mutlu oldum. Kendimi saçma bir düzene kaptırdığım için de filmlerin arası açıldı, bu da bloguma yansıdı. Bu post ile bu gidişe dur diyor, efendi efendi blogumun başına geçiyorum.

Film mi? 8/10.

Etiketler:,

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑