Take Shelter

Take Shelter, 2011 yapımı.

Gösterime gireli uzun zaman olmuştu, ancak ben sinemada izleme şerefine nail olamamıştım. Bilin bakalım, niye! Fakat pek çok blogda, dergide vs. denk gelince izlemek istedim. Ama çok da doğru bir tercih olmamış, zira bu film sinemalık. Evde seyretmek eziyetli bir uğraş ne yazık ki, filmin çok sakin ama aynı zamanda bunaltıcı havası yüzünden.

Filmin ana karakteri olan baba, bir fırtına bekliyor ve bundan ailesini koruyabilmek için bir sığınak inşa etmeye başlıyor. Bu esnada işini, arkadaşlarını kaybediyor. Sağlık sisteminin muhteşemliğinden ötürü kulakları duymayan kızını tedavi ettirme şansını kaybediyor. Bütün bunlar olurken, genetik mirası nedeniyle kendini de kaybettiğini düşünüyor ama esaslı adımlar atmadığı için arada kalıyor. Bundan en çok zarar gören de karısı oluyor. Şizofren bir annenin oğlu olan kocasının, her geçen gün artan hezeyanlarını seyrediyor.

Filmin olay örgüsü bu. Sıfır müzikle, sürekli gökyüzünü seyreden ve rüyalarıyla gerçeği birbirine karıştırmaya başlayan bir adamı seyrediyoruz. Evde seyrettiğim için adapte olmakta çok zorluk çektim. Sinema salonunda zerre kadar sıkılmayacağım bir film olmasına rağmen, evde boğuldum. Siz seyredecek olursanız, gece geç vakitlerde, her şey sessizlik içindeyken seyredin derim.

Filmin sonu ters köşeye yatırıyor-muş. Sinemayı böyle seyretmediğim için sanırım ben, yatmadım o denilen köşeye. Farklı okumalara açık bir sondu sadece. Ben iyileşme yolunda atılan bir adım gibi algıladım, bu kadar gerçekçi bir filmin doğaüstü bir durumla bitmeyeceğine inandığım için.

Sıkıcı, bunaltıcı ama özellikle Michael Shannon için seyredilesi. 7/10.

Etiketler:,

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑