izleme Arşiv

Comme un chef 0

Comme un Chef ya da Türkiye’de bu ay gösterime gireceği adı ile “Şeflerin Savaşı”, 2012 yapımı. Yemek üzerine çekilmiş filmleri izlemeyi seviyorum. Bazılarıyla gerçekten çok mutlu oluyorum. Mutfağa girip lezzetli şeyler pişirmek için hevesle doluyorum. Yeni şeyler denemek, başka insanlara tattırmak, onların da mutlu olduğunu görmek istiyorum. Fakat ne

Teenage Mutant Ninja Turtles 1

Teenage Mutant Ninja Turtles, 2014 yapımı. Ninja Kamplumbağalar adıyla gösterime girdi. İlk fragmanı gördüğümden bu yana (Sinema dergisi kapandığından beri yapım aşamasındaki filmlerden ancak fragmanlarını gördüğümde haberim oluyor!) heyecanla beklediğim bu muydu! Çocukluğunuza; hayallerinizde kalan o müziğe, anılara ihanet etmek istemiyorsanız bu filmi izlemeyin. Hormonlu ve zenci taklidi yapan,

The Secret Life of Walter Mitty 0

The Secret Life of Walter Mitty, 2013 yapımı. Ocak 2014’te Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı adıyla gösterime girmiş. Sulu komedilerin bir numaralı isimlerinden olan Ben Stiller hem yönetmen, hem de başrol oyuncusu. Zerre kadar hazzetmem kendisinden ve filmlerinden. Ayrıca omuzları yok, kaybolmuş. Böyle mızmız bir tipi oynarken omuzsuz olmak onu

The Page Turner 0

The Page Turner ya da orijinal adıyla La Tourneuse de Pages, 2006 yapımı. Kel babanın ve simsiyah saçlı annenin sapsarı kafalı kızı Melanie piyano çalmaktadır. Piyano çalmak öyle incelikli bir iştir ki filmin başında bir hayvanı paralayan kasap babanın ellerini görürüz sürekli. Hayvanı paraladığını detaylarıyla görmemiz yetmezmiş gibi, o

Dawn of the Planet of the Apes 1

Dawn of the Planet of the Apes, 2014 yapımı. Bir önceki filmi izlemiş ve idare eder cinsinden zevk almıştım, gerçek bir maymun vardı, bir sürü şeyi öğrenme yeteneği vardı, efektlere boğulmamıştı film ve en önemlisi seçilen ton içimi karartmıyordu. (Maymunlu, aksiyonlu filmi niye seveyim ki yoksa!) Gerçekten de tondan

Noah 4

Noah, 2014 yapımı. Noah’s Ark diyince Cocorosie geliyordu hep aklıma; Russell Crowe’u izlemiş bulundum ya, hiç oralı olmayıp Cocorosie’yi hatırlamaya devam edeceğim. Keşke Saramago ölmeseydi, Kabil‘i anlattığı gibi bir de Adem ve Havva’yı anlatsaydı, hatta Nuh’a kadar gelseydi hikayesi de, dini kitaplardan apartma metinlerle ucubik taş adamların birleştirildiği bu garip

The Railway Man 0

The Railway Man, 2013 yapımı. Trenlere çok ama çok meraklı Eric Lomax’in 2. Dünya Savaşı sırasında bu merakı yüzünden başına gelenler, bu travmatik geçmişe rağmen Nicole Kidman’ın canlandırdığı Patti’ye pat diye aşık olması, o güne kadar hiçbir belirtisini göremediğimiz travmasının evlenince birden patlak vermesi, krizler geçirmesi, yok efendim elektrik faturasını

The Hobbit: The Desolation of Smaug 0

The Hobbit: The Desolation of Smaug, 2013 yapımı. Korkunç bir çeviri ile Smaug’un Çorak Toprakları adını almış, serinin ikinci filmi. Mini mini bir kitaptan bir tanesi 160 dakika olan 3 adet film yapmaya kalkarsan Tauriel de yaratırsın, tutup elfi cüceye de aşık edersin! Güya ortak dilde konuşan, yani İngilizce(!),

Tot Altijd/Time of My Life 0

Time of My Life, 2012 yapımı. Ötanazinin yasallaşması için savaş veren Belçika vatandaşı, MS hastası Mario Verstraete’nin kısa ama azimli hayat hikayesini anlatıyor. Anlatıyor da… Benim içim dışıma çıktı ağlamaktan! Benzer bir konuyu anlatan 2004 yapımı Mar Adentro‘da da perişan olmuştum. Onda duygu sömürüsü yoktu, çok daha gerçekçiydi hiç

The Sessions 0

The Sessions, 2012 yapımı. Hangi akla hizmet “Aşk Seansları” adını aldığını anlamanın mümkün olmadığı, kendi kendine hayatı sürdürmesi imkansız derecede engelli, nefes almakta bile zorlanan 40’larındaki Mark ile onun ilk cinsel deneyimi olacak bir nevi seks terapisti Cheryl’ın hikayesi The Sessions. Evet, bir çeşit aşktan bahsetmek mümkün filmi izleyince

Holy Motors 2

Holy Motors, 2012 yapımı. Bir acentada(?) çalışan, ki filme adını da vermiş o acenta, Monsieur Oscar’ın bir gününü anlatıyor film. Bütün bir gün bir limuzin içinde dolaşıp kılık değiştiren, ölmeyen, hatta aynı zamanda(?) öldüremeyen bir oyun sergileyen tuhaf bir adam Oscar. Önce yaşlı bir kadın olup dileniyor, sonra cgi

Now Is Good 0

Now Is Good, 2012 yapımı. Lösemi nedeniyle ölüme birkaç adımı kalmış Tessa’nın ölmeden önce yapmayı istediği şeylerden oluşan bir listesi vardır. Listedekilerden biri de filmi pazarlama şaheseri olarak vizyona sokanlara göre “bekaretini kaybetmek”, filmi gözüyle izleyenlere göre aşık olmaktır. Tam bu noktada hormonlugillerden Adam girer devreye. O delikleri fazlaca

Lo imposible 2

The Impossible, daha tanıdık adıyla, 2012 yapımı. 2004’te yaşanan tsunami felaketinin mağduru binlerce aileden birinin hikayesi. Başrollerdeki Naomi Watts ve Ewan McGregor bir çifti canlandırıyor. İkisi de aynı mıymıntılıkta olduğundan muhtemelen, yakıştırdım ben birbirlerine, gayet inandırıcı görünüyorlar çift rolünde. 3 erkek çocukları var. Film boyunca çığlıklar nedeniyle adı aklıma

Trespass 0

Trespass, 2011 yapımı. İnanılmaz derecede kötü. 1/10.

The Vow 0

The Vow, 2012 yapımı. Yapış yapış, gıcık bir film. Eski yılın son gününde bu filmi izlemiş değilim, daha neler! Sadece ütüye eşlik edecek dandik, zihnimi meşgul edecek bir filme ihtiyacım vardı; piyango buna vurdu! Filmden bahsetmeyeceğim, romantik komedi adı üstünde, gerçekle alakası olmayan olaylar dizisinden ibaret lakin ben Channing

The Words 0

The Words, 2012 yapımı. Silver Linings Playbook‘un ilgi çekici fragmanını izledikten hemen sonra bir Bradley Cooper filminde karar kılmam enteresan olmuş. Fırsat bu fırsat kendisini fazlaca hormonlu ve yapay bulduğumu, o boncuk mavisi gözlerini kırpıştırarak oynamaya çalıştığı her rolün inanılmaz itici ve gerçeklikten uzak geldiğini söylemeliyim. Sonra da gidip

Due Date 0

Due Date, 2010 yapımı. Ütüye eşlik edecek bir filme ihtiyacım vardı, Due Date denk geldi. Robert Downey JR’ın her sahnesinde ekrana bakmaktan ütü işini biraz uzatmış olabilirim. Onun tepkilerine gülerken kıvırcık tosuna sabretmiş de olabilirim. Suçlu bir zevk almış olmayı dilerdim filmden ama kıvırcık engel oldu ne yazık ki.

Sinister 0

Sinister, 2012 yapımı. Filmin afişi, filmin sonunu ancak bu kadar afişe edebilir! Ayrıca Insidious‘u görünce koşarak uzaklaşmalıydım oradan biliyorum, ama hasta olduğum için hafif film izlemek istiyordum, en kötü ne olabilir ki diye düşündüm. Düşünmez olaydım! Filmin öcüsü var. Mr. Boogie, nam-ı diğer Booghul, neymiş kötücül Pagan tanrılarından biriymiş.

The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 2 4

The Twilight Saga: Breaking Dawn – Part 2, 2012 yapımı. Serinin bu filminden neler öğrendim? -Vampir olarak uyanılan ilk gün kopkoyu olan göz makyajı ilerleyen zamanlarda hafifliyor. Vampir olunca default rimelli bir kadına dönüşülüyor. Vampir olmak, kalıcı makyaj yaptırmak gibi bir şey. -Kristen Stewart’ın seri boyunca kurduğu en uzun

Festen 0

Festen ya da daha rahat telaffuz edilen adıyla The Celebration, 1998 yapımı. Kurallarını Lars von Trier’in yazdığı Dogma 95 akımına göre çekilen ilk film imiş Festen. Kuralların yaratıcılığa katkısına gönülden inanan ben; bu akımı, Dogma’yı bir türlü sevemedim a dostlar. Sinemadan daha çok renk bekliyorum, karakteri hissedebilmek istiyorum. El
  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑