Şu Çay Demleninceye Kadar / Bahri Vardarlılar

su cay demleninceye kadar bahri vardarlilar kapakŞu Çay Demleninceye Kadar, 2. Bahri Vardarlılar kitabım. Yine Dedalus’tan çıkmış. Ben Şubat 2014 baskısını okudum, kaçıncı baskı olduğu yine yazmıyor.

8 öykü var kitapta. İlki Panthalassa’ya Bir Atlayış adını taşıyor. Gariptir ki benim favorim oldu. Kitaba böyle bir giriş yaptığım için de geri kalanı su olup aktı elimden.

National Geographic’te ilk günahın hikayesi. Karalara ilk çıkış. İlk işgüzarlık. Daha ortada solunacak kadar bile hava yokken ve günler yirmi dört saat bile değilken. Oku ve yaradılışın müziğinin dünyanın alelade gürültülerine nasıl evrildiğini anla.

Belma’nın kaybolduğu Panthalassa Denizi’nde birdenbire ben de kayboldum öykü biter bitmez. Öyle ucu açık fakat öyle ilham veren bir yerde karakteri çekip aldı ki elimden, devamını zihnimde kurgulamaktan kendimi alamadım. Bahri Vardarlılar’ın hikayesi bitti, Belma’nın hikayesi bitti; bu yepyeni, özgün bir devam idi.  Kurgusuna bayıldığım, sonu açık filmler gibi.

Sonra Ragıp geldi. Rüyaları, ikircikli ve sorgulayan zihni ile benim de zihnimin tavanına geldi oturdu. Sorduğu soruları vaktiyle benim de sormuş olmam mı kendimi bu kadar yakın hissetmemi sağladı karaktere, kestiremiyorum ama cevap arama şeklini çok sevdim, inanma şeklini çok sevdim.

Dışarıda donmuş kalmış dinliyorum. Pasteur! İçimden yürü Ragıp, yürü dedim, dinleme, önemseme, eski Kuran kursu hocam öyle söylerdi; Ömer ağbi de öyle söyler: “Lekum dinikum ve liyed-din de geç!” Yok, ama yapamıyorum, Pasteur ismini duydum ya; o yüzden yapamıyorum. İçerde konuşuyor herif, baş müzakereci gibi boyuna konuşuyor. Bilirim: Konuşma da şehvet gibidir bazen. Konuşmanın şehveti diye bir şey vardır. Özellikle kendine hayran, ukala, mütecaviz tiplerde.

…Şu akbaba kılıklı Noel Baba kıyafetlerinden birini giyip üst kata çıkmak ve kadına çocuğunuz sizi çok mu rahatsız ediyor hanımefendi diye sormak. Ne yapar acaba? Rahatsız olacağı kesin ama korkar mı, yoksa daha çok şaşırır mı?Çocukken annemin de benim ağzımı aynı şekilde silip silmediğini sordum kendime, insan biriyle bir yakınlık kurmak isteyince onu nerede arayacağını bazen bilemiyor.

…Ve insan sırf kendisininkinden bezdiği, bıktığı, yıldığı için bile olsa, karşısındakinin cehennemine bir bakmak ister. Kendi uçurumunun ölçüsünü almak için bile olsa, karşısındakinin kuyusuna bir bakmak ister.

Alıntı yapmalara doyamam ama bir yerde durmak zorundayım, altını çizdiğim yığınla yer var. ” Koca hayat tekerinde her şeye bir neden arayıp da yorulduğu için haklı olup olmamayı değil, dayanıp dayanmamayı asıl sorun olarak gören karakterlerin havlu attığı” hikayelere can veren Bahri Vardarlılar kesinlikle iyi bir öykücü! Sadece iki kitabı olmasını fena halde üzücü buluyorum, tam hızımı almış, diline vakıf olmaya başlamıştım, her karakterini daha rahat konumlandırabiliyordum ki kaynaklarım suyunu çekti.

Öykü çok acayip bir dünya. İyisine denk gelirseniz romana uzun süre ara verecek kadar içine çekebiliyor sizi. Yahut edebi sanat damıtmayı iyi yazmak sanan birilerine denk gelirseniz art arda, yemin de ettirebiliyor, romandan devam edelim lütfen diye. Ben şu aralar çok şanslıyım. Çok çok iyi öykücülere denk geliyorum. Türk Edebiyatı üstüne sinen o kabızlıktan, hazımsızlıktan kurtuluyor sanki, ne kadar mutluluk verici bu okur için!

Okuduğum ilk Bahri Vardarlılar kitabı olan İlahi Bugs Bunny Komedyası’na İki Ciltlik Metro Bileti ile ilgili yazımı linkten okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑