Shame

Shame, 2011 yapımı.

Çoğunlukla filmler hakkında sayfalarca şey okuyup öyle geçiyorum başlarına. Pek çok sinema seyircisinin aksine, ne izleyeceğimi bilmek çok önemli benim için. Yönetmeni kim, önceki işleri neler, yüzünün akıyla çıkabilmiş mi öncekilerden, oyuncular kimler, önceki filmleri, başarıları, başarısızlıkları, ödülleri, yaşları… Bütün bu soruların cevaplarını bilerek seyrediyorum; o zaman, filmi sevmesem de, tatmin olarak kalkıyorum başında. Ama bazen, Shame gibi, sadece başrol oyuncusuna kanarak çok da fikir sahibi olmadan izlediğim filmler oluyor. Bir gaflet anı olarak nitelendiriyorum öyle anlarımı. Buyrun bir tanesine daha.

Hikayenin kahramanı Brandon; New York’ta yaşayan, iyi kazandıran bir işe sahip, kendine ait bir apartman dairesi olan, nemfoman ve yakışıklı bir abi. (Karakteri canlandıran Fassbender, 1977 doğumluymuş. 35 yaşındaki bir adamın yüzünde o kadar kırışık olması şaşılacak şey. En az 45 gibi.) Nedenini nasılını anlamadığımız travmalarla dolu, amaçsız bir şekilde seksle taçlandırarak sürdürdüğü hayatının; kendi gibi nereye savrulduğu belli olmayan, yitik kız kardeşinin bir süreliğine evine yerleşmesiyle bozguna uğradığını görüyoruz. (vah tüh) Öyle bir bozguna uğruyor ki evdeki bütün pornografik yayınları alıp atıveriyor, sırf onlara erişimini sağlıyor diye bilgisayarını bile. (Ya ya)

Michael Fassbender güzel adam. Hatta daha önce, şurada kendisine duyduğum hayranlığı açıkça belirtmiştim. Muhteşem kıyafetlerle görüntüsünün pekiştirilmesi ise kaymaklı kadayıf olmuştu, hatta nette bulabildiğim bütün kıyafet görsellerini de paylaşmıştım bu vesileyle. Bu filmi de Michael Fassbender’in iç güzelliğini(!) keşfetmek için seyredebilirsiniz ancak. Haricinde, bana çok şey vermediği gibi, Türk işi Issız Adam’ın yabancı versiyonuna ne demeye böyle hayranlık duyulduğunu anlamam mümkün değil. Asansördeki performansı mıhteşemmiş, metropollerde kendi yalnızlıklarına sıkışıp kalmış insanları betimlemede çok başarılıymış, Carey Mulligan’ın yüzüne bakarak geçirdiğimiz o 4 dakika nasıl da şahaneymiş… Bu ve benzeri cümleler bana inanılmaz kof geliyor. Normalde, sevmediğim filme eser yağarım burada, sonra çeker giderim. Ama bazen öyle çarpık geliyor ki olan biten! Buyrun, yine de tutmayayım ben sizi. Sinema salonunda konusu varmış gibi davranan porno izlemek ve ona sanat şaheseri gibi davranmak istiyorsanız Shame hala gösterimde.

3/10.

Etiketler:,

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑