Seyahat Günlüğü / Houston, we have a problem!

Honda CRF250L ile Amerika

Houston’da limanda motorlarımızı teslim aldık, sonunda!

Motorlarımızı İspanya’dan gemiye verip biz Türkiye’ye dönmüştük hatırlarsanız. Motorlarımız Houston’a doğru yol alırken Amerika’daki gümrük konusunu araştırmaya başladık. 11 Eylül olayının ardından yürürlüğe girmiş bir kanun varmış meğer ve bu kanuna göre Amerika’ya deniz yoluyla herhangi bir mal gönderiyorsanız, malı gemiye vermeden 48 saat önce ISF (Importer Security Filing) adı verilen bir form doldurmanız gerekiyor. CBP’nin (Customs/Border Protection) deniz yoluyla ülkeye girecek mallar için zorunlu kıldığı bir form bu. Ve taa taaam! Biz bu formdan 8 Ağustos’ta haberdar olabildik, yani motorları gemiye verdikten 2 hafta sonra. İspanya’da çalıştığımız ajans öyle lakayıt çalışıyordu ki, bize böyle bir bilgi vermeyi lüzumlu görmemişler. Bir gün yolunuz İspanya’ya düşer de, gemiyle Amerika’ya bir şey göndermeye kalkışırsanız lütfen bu ajansın adını öğrenin ki benden, siz İngilizce bilen hiçkimsenin çalışmadığı bu iş yerine dünyanın parasını bayılıp bir de eksik veriyle iş yapmış olmayın. Bir de EPA (Enviromental Protection Agency) formu var tabii. Yine bu ülkeye bir araç sokmak istiyorsanız, araca dair bir EPA formunuz olması gerekiyor. Yani normal şartlarda bu ülkenin emisyon kurallarına uygun olmayan bir araç burada satılamazken, siz geçici süreyle aracı ülkeye sokabilirsiniz anlamına geliyor bu form ve ülkeden çıkana kadar yanınızda taşımanız gerekiyor; ayrıca gümrüğe o formu göstermeden aracı teslim etmiyorlar. Hımm, dananın kuyruğunun koptuğu yer ise formun elektronik olmasına rağmen 14-21 iş gününde teslim ediliyor olması. Sıkıcı kısım teorik olanıydı ve burada bitti, şimdi pratikte neler yaşandığına geldi sıra.

Türkiye’deyken, Houston’da gümrük işi yapan brokerlarla yazıştık günlerce, hiçkimse ISF formunu doldurmaya razı olmadı haliyle, geciktiğimiz için. Çünkü bu gecikmenin hem cezası var, 5000 dolardan başlayan; hem de hakkımızda soruşturma açılabiliyormuş. Yine CBP’nin kendi sitesinden alıntı bu bilgiler, kulaktan dolma değil. Böyle olmasına rağmen biri ben yaparım dedi, doldurdu, o formla CBP’ye gittik ve bize kimse formu geç doldurdunuz bile demeden, hatta EPA formundan bile bahsetmeden çat diye motorları teslim almamız için gerekli belgeleri verdi! Birbirimize bakakaldık, Türkiye’de günlerce bir sürü insanla mailleştik, gerildik, özellikle ben gerçekten korktum, bunun için miydi dedik! Hani geldiğimiz yer muz cumhuriyeti değil, Amerika ya, kurallar ve kanunlar var ya, yok, öyle değilmiş. Bu demek değil ki, bizim gibi boş bulunan herkes aynı oranda şanslı olacak ama Amerika da gözümde canlandırdığım kadar kanunperver bir yer değilmiş meğer.

17 Ağustos itibariyle motorlarımıza kavuştuk. Hatta neredeyse 2’şer dolara depolarını doldurduk ve sipariş ettiğimiz birkaç ürün gelene kadar Houston’da kalıp cumartesi sabahı yola çıkmaya karar verdik.

Gelelim yolculuğa. Biz bilet alırken en ucuz olan İstanbul aktarmalı THY uçuşu idi. Bilbao’dan 4 saatlik uçuşla İstanbul’a gelince vahameti fark etmedik ama İstanbul-Houston arası 13 saat uçunca THY hizmetinin ne kadar korkunç olduğunu görüp inanamadık. En son Capetown-Dubai arasını, 10 saatte Emirates ile uçmuş ve hizmetine şapka çıkarmıştım. THY, Emirates yanında öyle kötü ki, bir daha binmek söz konusu olduğunda bu kadar uzun mesafede kesinlikle birkaç kez düşünürüm. Uçak, ilk bindiğimizde bile temiz değildi, yerlerde çöpler vardı, tuvaletler bile idare eder düzeydeydi. 13 saatin ardından inerken, hadi çocukların ve insanların döktüklerini geçtim, hosteslerin yerlere döktüğü pilavlar ve yemek artıkları yerlerde ezilmişti. 13 saat için sadece 2 yemek vardı, ki biri sadece soslu makarna idi, tadı da felaketti. Arada da büfeden aldığınızda bile daha lezzetli çıkacak bir peynirli sandviç servisi vardı. İki öğünde de tatlı olarak mus vardı, Türk mutfağını gerçekten çok güzel temsil etmişti! Ayrıca nerede Emirates’in şeker gibi, güleryüzlü host ve hostesleri; nerede THY’nin kasım kasım kasılan, sohbet etmekten imtina eden garip çalışanları. Havalimanında, diğer havayollarının personeliyle sohbet ediyorlardı pasaport sırasında, haklarını yemeyeyim, olanca suratsızlıkları bizeydi muhtemelen. Hasılı… Özellikle Hürriyet gazetesinde mütemadiyen THY’yi ve sunduğu hizmeti öven yazılar çıkıyor ya, hepsinin parayla/biletle yazdırıldığına emin olabilirsiniz. First Class uçmayacaksanız ama yine de o biletlere binlerce lira verecekseniz, yemeğinizi bari yanınızda götürün, aç kalma riski var çünkü.

Pasaport kontrolünden çok hızlı bir şekilde geçebilirsiniz ancak çalışanlar inanılmaz yavaş, sırada yüzlerce kişi olmasına ve halihazırda onlarca banko görünmesine rağmen sadece iki tanesi çalışıyordu. 15 dakikada bitebilecek iş tam 2,5 saat sürdü ve bizi bekleyen müstakbel ev sahibimiz Can da dışarıda ağaç oldu. Evet evet, bütün bu gerginliğin ve kötü uçuş tecrübesinin hediyesi Serkan’ın eski iş arkadaşı ve 1 yıldır Houston’da yaşayan Can ile eşi Banu oldu. Green Card kazanıp buraya yerleşmişler ve 1 yılda gayet muntazam bir hayat kurmuşlar kendilerine, bizi de misafir etmekle kalmadılar, burada gümrük ve gemiyle ilgili bütün işleri halletmemiz için Banu arabasıyla seferber oldu. Onlar olmasaydı işimiz gerçekten zordu zira Houston’da toplu taşıma yok! Doğru okudunuz. Çünkü herkesin arabası var ve taksi de yok ortalıkta, sadece Uber var. Hal böyle olunca bu devasa şehirde bir yerden bir yere gitmek özel aracınız yoksa imkansız. Banu ve Can olmasa muhtemelen araba kiralamak durumunda kalacaktık, bilmediğimiz bir trafikte işimiz biraz zor olacaktı. Şehri tanıyan biriyle her şeyi halletmek çok daha kolay oldu. Bir de Banu ve Can’ın burada tanışıp arkadaş olduğu Çimen ve Ogün’ün evine aşure yemek için misafir olduk ki, Houston’ın en enteresan anılarından biri oldu. 🙂

Şehir içinde bile 4-5 şeritli, 3 4 katlı otoyolları olan; sürekli yağmur yağan, her yeri yemyeşil ama yayaların yürümesi için doğru dürüst kaldırımı olmayan, benzini de inanılmaz ucuz bu devasa şehirde son günlerimiz artık. Birkaç ürün siparişi vermişti Serkan motorlarımız için, onlar da gelecek ve biz cumartesi sabahı yola çıkacağız. İstikamet önce Austin, sonra sırasıyla New Mexico, Arizona ve Utah eyaletleri. Geri kalanına yine her zamanki gibi yol ve hava şartları karar verecek. 🙂

Yolculuğumuza dair daha önce yazdıklarıma aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Güney Amerika Seyahati Hazırlığı
Bekle bizi Avrupa! (1. Gün)

Ohrid, sen ne güzelsin! (4. Gün)
Karadağ’a yeniden gelmek üzere veda ettik. (6. Gün)
İlk haftanın ardından… (7. Gün)
Slovenya, Como Gölü… (12. Gün)
Hoşça kal Bilbao! (22. Gün)
Honda CRF 250L ile Uzun Yol Deneyimim (27. Gün)

Latest Comments
  1. Leylak Dalı |
    • Selin Seçen |
  2. orhan suat |
  3. networked pol |
    • Selin Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2017 Başa Dön ↑