Seyahat Günlüğü / Honda CRF 250L ile Uzun Yol Deneyimim

honda crf250l ile uzun yol crf250 benyazarsamolur4 Temmuz 2016’da İstanbul’dan iki motor yola çıktık ve 20 Temmuz akşamı yaklaşık 4300 km’lik yolculuktan sonra İspanya’nın kuzeyindeki Bilbao’ya vardık. Bu yolculukta bana 2013 model bir Honda CRF 250L eşlik etti ve ufaklık Bilbao’da gemiye binerek Amerika’ya doğru yola çıktı. Yola çıktığımızda 11.884 km’de idi ve ben (sanırım) 3. sahibi idim. Ufaklığı yola çıkarmadan önce ona taktığımız aksesuarları Serkan yakın zamanda detaylı bir yazıyla paylaşacak ama öncesinde bana 4000 küsur kilometrelik bu yolculukta eşlik eden motorumun artılarını, eksilerini paylaşmak istiyorum.

Ağırlık: CRF’nin ıslak ağırlığı 144 kg. Çantalarımla beraber 170 kiloyu buluyordur. Bu benim idare etmekte güçlük çekmediğim bir miktar. Hele de yükten dolayı iyice yere yaklaşan motorumu ağırlık nedeniyle hiç devirmedim, zaman zaman rampada bir ayağım yerden kesilse de dar dönüşlerde bile hiç problem yaşamadım.

Sele yüksekliği: CRF250’nin sele yüksekliği 875 mm. Piyasada alçaltma kitleri var ancak biz buna da para harcamadan bir yol bulduk ve arka amortisörü taşıyan çatalda ufak bir modifikasyon yaptık. Oradaki 1,5 cm kısaltma, motorumu 5 cm aşağıya indirdi. Boyum 1.63 cm ve şu anda CRF 825 mm, ayaklarım rahatlıkla yere değiyor, burnuyla filan basmıyorum. Bunu kendi boyunuza da uyarlayabilirsiniz. 🙂

Tucano Urbano Cool Fresh

Sele konforu: Sıklıkla CRF250’nin selesinin çok rahatsız bulunduğunu okuyorum. Haklısınız, rahatsız ancak büyütüldüğü kadar da ölümcül değil. 17 gün, 4300 km boyunca seleden dolayı sadece bir defa uyuşma hissettim, o da standart mola süremizi geçtiğimizdeydi. 250 cc, tek silindirli bir motoru aralıksız 3 saat sürmeyi anlamlı, mantıklı ve de konforlu bulmuyorum ben, bir yere yetişmeye çalışmıyorsanız elbette. Haricinde omurganızı gerçekten sevmiyorsunuz demektir, ben geçmişte omurgamdan ameliyat olduğum için kendisini çok seviyor ve 1 saatte bir mola veriyorum. 🙂 Yine de… Paylaşımlarda gördüğüm fakat çok fazla kullanıcı yorumuna ulaşamadığım sele minderini risk alarak satın aldım, deneyip memnun kalırsam yine yazarım. (Denedim ve yazdım da hatta.  🙂 )

Yakıt: CRF250’nin deposu 7,7 lt. Uzun yolda 165 km. civarında yakıt ışığım yanıyor ve ben maksimum 190’da benzin aldım; bana sorarsanız 220, hatta 230’a kadar yolu vardı. Deposunun uzun yol için elverişsiz olduğu söyleniyor en çok ama 200 kilometrede bir benzinlik olmayan az yer var dünyada, sırf o az yerden biri için ağırlığı arttırmak çok mantıklı gelmediğinden bana, depoyu büyütmedik. Onun yerine yedek benzin deposu var yanımızda ve Avrupa boyunca sadece bir kez, o da ben kamp alanından benzinliğe gitmeye üşendiğim için dolduruldu. 🙂 Benzin sarfiyatı için ortalama 2,8 lt/100 km diyebilirim. Tabii benim gibi sürerseniz… 🙂

Hız: Bilerek yakıtın hemen ardına ekledim zira internette çok uçuk rakamlar görüyorum. Dolu depoyla 130 km. gidildiğinden bahsedilmiş mesela, gayet konforsuz bir sürüş olmuştur diye tahmin ediyorum çünkü rüzgar belli hızların üstünde öyle çok sallıyor ki güvenlikten ödün vermeden o hızlarda uzun süre gitmek mümkün değil. Haliyle benim yakıt ortalamam otobanda 90-110 ve normal yollarda 70-100 bandında sürerseniz geçerli. Ben 130’u hiç görmedim, bu derece yüklü bir motorla kesinlikle görmem de.  Duke ile otobanda 140’a sabitleyip gidiyordum, o bile sersemletiyordu, CRF’yi hayal edemiyorum, 110’la tır sollarken bile önü yalpalıyor çünkü. (Bu motosikletin çıplak haliyle ilgili bir sorun değil, yüklü olduğu için yalpalıyor.)

Lastikler: Motorumun ikinci el olduğunu söylemiştim, üstünde de stok lastikleri vardı ve hala kullanılabilir durumda olduğu için değiştirmedik. Yağmurda ve nispeten kötü yollarda da sürdüm, hiçbir problem yaşamadım. Şimdi 16 binlerde ve Amerika’da değiştirmeyi planlıyoruz ama zorlasam 20 bini görür muhtemelen.

Honda CRF250L on cam crf 250

Honda CRF250L ön cam

Ön cam: CRF250’yi şehir içinde kullanacaksanız ön cam şart değil; ancak uzun yolda, hele de otobanda kullanacaksanız rüzgar bir süre sonra sersemletiyor insanı ve sürüş konforu ciddi miktarda düşüyor. Piyasada pek çok aksesuarı olmasına rağmen ön cam konusu biraz sıkıntılı, tek seçenek vardı, bize aşırı pahalı geldiği için alternatif arayışına girdik ve GP Kompozit’e ulaştık. Elinde Honda NC750 camı olduğunu ve CRF’ye de uygun olacağını söyleyince tuttuk Sultanbeyli’nin yolunu. Camı benim boyuma da uygun olacak şekilde biraz kısalttık ve bingo! “Kafa karenajı delinerek takılmış ama…” demeyecekseniz, kesinlikle denemelisiniz. Kafaya sabitlenmeseydi, rüzgarda ciddi tehlike yaratırdı ve yelkenli gibi salınırdı, ben o riski göze alamadım, sonuçtan da fazlasıyla memnunum.

Çanta demirleri: Arka çanta tablasını ön camı aldığımız GP Kompozit’ten, yan çanta demirlerini ise Aydın Kardeşler’den aldık. İkisini de Serkan monte etti, pek zor değildi diye hatırlıyorum ve iki demir de güven veriyor. Egzoza yakın olan yerdeki hiçbir şey zarar görmedi, demir yeterli mesafeyi sağlıyor. Demirleri taktığınız anda artçı ayaklığı iptal oluyor, tamamen kapanmasa bile açıp kapatmak oldukça zorlaşıyor. CRF250’nin artçı ile sürüş konforu facia olduğu için biz bu detayı pek umursamadık zaten. (Yamaha WR250’de artçı oluyorum da, kendi motorumda artçı olmuyorum!)

Honda CRF250L arka ve yan çantalar

Çantalar: Biz yola soft çantalarla çıkmayı tercih ettik. Şimdiye kadar pişman olmadım bu tercihten, basit bir kilit düzeneği ile de kısa süreli parklarda koruyoruz çantalarımızı kem gözlerden! Zaten çoğunlukla kamp yapmayı tercih ettiğimiz için de çok problem olmuyor. Yan çantalarım Motoplus‘tan. Toplamda 64 litrelik eşya sığıyor, ben eşyalarımı sadece birine sığdırdım bile. Su geçirmiyor, cırtları çok sağlam, başka bir şeye gerek kalmadan sadece onlara güvenerek monte edebilirsiniz selenin üstüne. Yan demirlere sabitlemek için de kayışlar çıkıyor içinden, onlar da kolayca bağlanabiliyor. İlk günlerde içinden bir şey almak için her şeyi altüst ediyordum ama artık alıştım, eşyalarımı bir miktar azalttıktan sonra her şey daha da rahat olacaktır. Arka çantam ise Yamaha’dan. MT serisi için üretilmiş, aynı çantadan SW-Motech’te de var ve muhteşem bir çanta, severek kullanıyorum, bir sürü gözü var, sırt çantasına da dönüşebiliyor üstelik.

crf250 gidon cantasi benyazarsamolur

Honda CRF250L Kappa gidon çantası

Gidonumda ise böyle bir çanta takılı. Telefonumu genellikle sabahları şarj ediyorum, haliyle koyacak yer arıyorum, cebimde kesinlikle taşımıyorum başına bir şey gelmesin diye. Gidon çantası böyle durumlarda kurtarıcı oluyor. İçinde ayrıca bozukluklar, kağıt ve ıslak mendil, minik bir şişe kolonya bile var.
Fermuarlarının ucuna küçük de bir kilit taktık, motorun başından kısa süreli ayrılacağımızda içini boşaltmıyorum bile. Yola çıktığımız günden beri de hiç sökmedim, fermuarını açık bırakıyoruz gece, kimse tenezzül edip de çantayı almadı henüz. 🙂

Titreşim: Geldik beni yol boyunca en çok zorlayan şeye. Gazda hız sabitleyici bir aparat olmasına ve daha önce iki yıl KTM Duke 390 kullanmama rağmen CRF250’nin titreşimi canıma okudu. Yolculuğun ilk günlerinde o aparata alışana kadar sağ elim bazen acıyacak kadar uyuştu. Çeşit çeşit tutma şekli denedim, bileğimi dümdüz yaptım, yine de bana mısın demedi! Özellikle dümdüz yollarda ve otobanda, minibüs şoförü edasıyla iki elimi de elciklerin üstünden sarkıtarak sürdüm. Karşıdan gelirken selam veren motorcuların selamını almak hiç zor olmadı o nedenle! 🙂 Ama yine de kalıcı bir çözüm bulamadım. Bir de bir arkadaşımın önerdiği gibi bileğimi sarmayı deneyeceğim, belki o biraz daha az etkilemesini sağlar. Yaşadığım diğer enteresan sorun ise ayak pegi ile ilgiliydi. Botları daha önce hiç denememek, ilk kez yola çıkınca giymek gibi bir lüzumsuzluk yaptığımı söylemiştim. Ayağımı pege koyduğum noktadan parmaklara giden sinirler geçiyormuş meğer ve titreşimle birleşince botun tabanının sertliği, ben o sinirlere zarar vermişim. Şimdi B12 vitamini kullanıyor ve ayağımdaki o kalıcı uyuşukluk hissinin geçmesini ümit ediyorum. (Bu da motosikletle ilgili bir problem değil, uzun yolculuğa denenmemiş ürünle çıkmamam lazımmış. Vitamin sorunu çözdü ama.)

-Sele alçaltma: Motorum benim boyum için fazlaca uzundu ve o haliyle ayaklarım yere değmiyordu. Bu nedenle alçaltmaya karar verdik ancak piyasada satılan alçaltma kitlerine bir türlü ulaşamadık. Yapanlardan biri bizi ha bugün, ha yarın diye yaklaşık 1 ay boyunca oyalayınca alternatif çözüm bulmak gerekti. Serkan ve Yamaha Kızıltoprak servisi Gökhan geçtiler motosikletin başına ve arka amortisörün bağlantı yerinde fotoğraftaki değişikliği yaptılar. O parçayı yaklaşık 1,5 cm altından tekrar deldiler. Bu CRF’nin yaklaşık 4-5 cm alçalmasını sağladı. Ön amortisörden de 2 cm indirildi ancak gidona değmeye başlayınca yeterli gelmemesine rağmen öylece kaldı. Şu anda CRF’den çok chopper motosikletlere benziyor diye pek çok insan dalga geçse de artık ayaklarım rahatça yere değiyor. Motoru alçaltınca doğal olarak ayaklığı uzun gelmeye başladı, onu da siyam kedisine çevirince işlem tamamlanmış oldu. 🙂

Ve diğerleri:
*Ben ayakta sürmekte hiç zorlanmıyorum, boyum ve değiştirdiğimiz gidonla ilgili sanırım ama boyunuz 1.80 civarı ise muhtemelen ayakta sürmek pek zevkli olmayacaktır.
*Aynalarımın görüş açısı çok iyi ve 100’ü geçtiğimde de çok az titreme oluyor görüntüde.
*Korumalı jean pantolonlar seleyi boyuyor, bilginiz olsun. 🙂
*Elcik ısıtıcı çok güzel bir şey. :))
*Ayaklığımı hala hiç sevmiyorum, motoru alçaltınca kestirmiştik, meğer uzun kalmış, yükleyince fazlaca dik durmaya başladı, Makedonya’da tekrar kestirdik, bu sefer de fazla olmuş. Engebeli alanlarda park etmeye çalışırken deli oluyorum! Çantalardan dolayı bacağımı atarak binemiyorum, pege basarak binmeye kalkıştığımda bazen üstüme devrilir mi acaba diye korkuyorum.
*Zincir temizlememek ve yağlamamak ne büyük rahatlıkmış, yaşasın Scottoiler, sağ ol Motoplus. 🙂
*Ufaklık hiç hararet yapmadı, başka hiçbir arızası da olmadı.
*Titreşim nedeniyle bazı vidaları gevşiyor, zaman zaman kontrol etmekte fayda var.
*Debriyaj ve ön frende boşluk oluşuyor, ara sıra sıkılamak lazım.
*Bizim çok güzel plakalıklarımız var, alttaki fotoğrafı büyütürseniz göreceksiniz. Yola çıkmadan hemen önce Serkan’ı takip eden bir arkadaştan hediye geldi, ellerine sağlık, teşekkür ederim, plakamda kocaman Ben Yazarsam Olur yazıyor. 🙂 Dilerseniz siz de sipariş verebilirsiniz, harfler düşmüyor, kesin bilgi! 🙂

benyazarsamolur honda crf 250l crf 250

Amerika ve Güney Amerika boyunca ilerledikçe CRF’ye dair deneyimlerimi yine yazarım. 🙂

Yolculuğumuza dair daha önce yazdıklarıma aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Güney Amerika Seyahati Hazırlığı
Bekle bizi Avrupa! (1. Gün)
Ohrid, sen ne güzelsin! (4. Gün)
Karadağ’a yeniden gelmek üzere veda ettik. (6. Gün)
İlk haftanın ardından… (7. Gün)
Slovenya, Como Gölü… (12. Gün)
Hoşça kal Bilbao! (22. Gün)

Latest Comments
  1. Ökkeş söğüt |
  2. Atila Güneş |
    • Selin Seçen |
      • Murat Güzelkabaağaç |
        • Selin Seçen |
  3. Semih demir |
    • Selin Seçen |
  4. Hasan |
    • Selin Seçen |
  5. Ayuda |
    • Selin Seçen |
  6. muharrem |
    • Selin Seçen |
  7. erdal |
    • Selin Seçen |
    • Hasan Can |
  8. Hasan Can |
    • Selin Seçen |
  9. Ozan Aydar |
  10. Efe Gezmişoğlu |
    • Selin Seçen |
  11. Semih |
    • Selin Seçen |
  12. Burak Çelikoba |
  13. Ahmet |
    • Selin Seçen |
  14. Hakan |
    • Selin Seçen |
  15. mustafa |
    • Selin Seçen |
  16. feridun |
    • Selin Seçen |
      • feridun |
        • Selin Seçen |
          • feridun |
          • Selin Seçen |
  17. Hakan |
    • Selin Seçen |
  18. Kaan güder |
    • Selin Seçen |
  19. Hubyar Açıkalın |
    • Selin Seçen |
  20. ömer |
    • Selin Seçen |
  21. Hubyar Açıkalın |
    • Selin Seçen |
  22. Emre Çincaner |
    • Selin Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2017 Başa Dön ↑