Seyahat Günlüğü / Ohrid, sen ne güzelsin!

IMG_8070İlk 3 günün ardından dinlenmek ve gezmek için kendimize 1 gün ayırmaya karar verdik ve şimdi Ohrid’de, gölün kenarındayız. Güzel şehir. Akşamüstü geldiğimizde hala sıcaktı ama güneş batar batmaz 20 derecenin altına düştü. Yola çıktığımızdan beri sıcaktan bayıldığım için çok mutlu oldum.

Yunanistan’daki kaymak gibi yollardan sonra Makedonya’ya girer girmez köstebek evi ziyaret etmişçesine delik deşik yolları görmek enteresan oldu. Yunanistan tarafında (en azından bizim geçtiğimiz yollarda) doğru dürüst ağaç yokken Bitola-Ohrid arası yemyeşildi. Yolda birkaç yerde çalışma vardı ama problem olmadı. Ohrid’e girer girmez bisikletle turist avlayan insanlar oluyor, otellerine sizi çekmek için. 30 euro duyduğunuz anda kaçın. Şu anda orta halli, temiz bir yerde 11 euro vererek kalıyoruz. Yunanistan’da en son 38 Euro’ya kaldığımız düşünülürse ciddi fark. Yunanistan’da her şey pahalıydı zaten. Hani ucuz diyorlar ya… Sakın kanmayın!

Makedonya’da ilk şoku sınırdan sonra verdiğimiz ilk molada yaşadım. Taşa oyulmuş bir oyuk, kapı yok ama adı tuvalet. Peki. Hani turistikti? Ohrid nispeten daha iyi. Taş kemerler arasında o güzel evleri seyrederek yürürken yolun tatsız etkisi siliniyor. Dalgalarını şaşırarak seyrettiğim göle karşı soğuktan ürpererek sıcak bir şeyler içerken daha da iyi hissediyorum. Şehri mutlaka yürüyerek gezin, o küçük dükkanlara dalın, inci alıyorum zannedip plastiğe bir dünya para vermeyin. Döviz bürolarında farklı kurlar veriliyor, ilk gördüğünüzden para bozdurmayın. Yemek sipariş ederken porsiyon boyutlarını mutlaka sorun, devasa tabaklarda gelebiliyor. Ucuz mu?.. Bence çok da ucuz değil. Yunanistan’dan sonra daha iyi evet ama o kadar.

Dedeağaç-Selanik arasının büyük bir kısmını otobandan gittik. Şimdi çok pişmanız zira yaklaşık 80 km kala mola vermek için ilk sapaktan döndük ve çok güzel bir benzinlikte durduk. Sonra burası otobanın paraleliymiş meğer diyip o yolu takip ettik. Hem manzara güzeldi, hem yeşillikti, hem de tatlı tatlı viraj döndük. Navigasyon da bize bir güzellik yaptı. Selanik’e tepeden girdirdi ve daracık ara yollardan, şehrin arka sokaklarından geçirdi. Evlere, atmosfere bayıldım. Keşke otobana hiç girmeseymişiz!

Bu seyahat benim en uzun yolculuğum olacak. Hem de motosikletle yapıyorum. Yaklaşık 4 yıllık motosiklet deneyimim var. 1,5 yılı Vespa, 2 yılı KTM Duke 390 ve son zamanlarım da CRF ile geçti. Toplamda ancak 25 bin km tecrübem var, ki bunun çoğu şehir içinde. Bu nedenlerle yaşadığım pek çok şey yeni benim için. Çok titreşimli bir naked kullanıyordum evet ama uzun soluklu yolculuklar yapmadığım için ciddiyetini fark etmemişim mesela. Gazı kullanan elim sürekli uyuşuyor, bir süre sonra acı verici oluyor. Ben de gaz sabitleme aparatını kullanmaya başladım. Böylelikle gazı sıkmıyorum ve sadece bileğimle idare ediyorum. Virajlı yollara girdiğimizde aşağıya kaydırıp yeniden gaz kolunu tutuyorum. Dümdüz yollar için harika çözüm.

Terek konusunda hala çok mutluyum. Güneşten hiç rahatsız olmuyorum artık. Caberg‘in ağız kısmı da fazlasıyla geniş olduğu için intercom mikrofonu bir önceki kaskımdaki gibi rahatsız etmiyor, ağzıma girmiyor. Havalandırmaları da başarılı, özellikle çenesinden giren rüzgar yüzümü serinletiyor. Şimdilik tek sorunum pedinin hala alnıma oturuyor olması, zamanla o da geçecektir.

Falco bana uygun numaralarını bulabildiğim için bir nevi mecbur kalarak aldığım bir bot olmuştu ama şimdi tercihimden memnunum. İlk zamanlarımız biraz acılı geçti. Yeni aldığım ayakkabıyı hiç denemeden pat diye uzun yola giydiğim için ayaklarım isyan etti ama şimdi daha iyiyim. Botu ilk günlerde gayet sıkı bir şekilde giyiyorum ki kalıbı dağılmasın, genişlemesin. Dile kolay, bana 1 yıl eşlik edecek daha o.

Artık üretilecek mi, piyasadan kalkacak mı ikilemi yaşanırken son anda bulup aldığım Hein Gericke monttan ziyadesiyle mutluyum. Bana biraz büyük gelen bir bedenini aldım ki kış şartlarını tecrübe ettiğimizde içine birkaç kat giyebileyim. Hatta montun iç kısmında bazı düzenlemeler bile yaptık, kestik biçtik, cırtlar diktik, daha da konforlu hale geldi. Tek sıkıntım cepleri… Çok küçük. Sadece kulak tıkacımın olduğu kutuyu koyuyorum. Fakat gidonda çanta olduğu için çok problem olmuyor. Telefonum, mendilim, ıslak mendilim hep o çantada, ucuna da küçük bir kilit ekledik, rahatım.

Bugünü Ohrid’de tıngır mıngır yürüyerek, göl kenarında oturarak, rota çalışarak bitireceğim. Yarın sabah yol uzun, hava sıcak, istikamet Kotor!

Daha önceki yazılar için:

Güney Amerika Seyahati Hazırlığı
Bekle bizi Avrupa! (1. Gün)

Latest Comments
  1. Sedef sapan |
  2. Moşe Levi |
    • Selin Seçen |
  3. Kadir Yıldız |
    • Selin Seçen |
  4. kerem duman |
    • Selin Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2017 Başa Dön ↑