Seyahat Günlüğü / Hoşça Kal Bilbao!

guney amerika yolculuk crf 250 motosikletÇarşamba akşamı geldiğimiz Bilbao’dan merhaba. Bu kadar kalmayı biz bile planlamıyorduk ama şehrin bizden çekeceği varmış meğer! Bir önceki yazı ile bugün arasında ülkemde neler oldu, neler… Ailemle telefonda konuştukça Sessizlik ve Gürültü geldi aklıma. Bugünlerde kesinlikle okunması gereken kitaplardan, okuyunca tam olarak neyi kastettiğimi anlayacaksınız.

Biz buralarda ne mi yaptık? İngilizcesi muhteşem İspanyol vatandaşlarıyla boğuştuk. 15 yıl önce öğrendiğim ve güzel güzel konuştuğum İspanyolcam geçen zamana, ne yazık ki, direnemediğinden artık sadece kelime bazında iletişim kurabiliyorum. Hal böyle olunca da herkesle İngilizce-İspanyolca karışımı bir dil kullanmamız gerekiyor zira ülkede, en azından bu kısmında, İngilizce bilenine biz pek denk gelmedik. İngilizcesi iyi olanına, dayanamayıp, örnek vereceğim. 🙂

ispanyollar ingilizce biliyor mu

Haliyle motorları gemiye yükleyip Houston’a gönderirken bizden yapmamızı istedikleri platformu burada marangozlara anlatmak inanılmaz zor oldu. Serkan‘ı takip eden arkadaşlardan biri İspanyolca bilmese idi, muhtemelen derdimizi hiçkimseye anlatamayacaktık zira telefonların çeviri uygulamalarından yararlanarak kurduğum cümleleri bile anlamak istemiyorlardı. Sadece Bask bölgesine özgü bir reddetme hali midir bu, merak ettim. Turistin anlamadığını görünce aynı dilde “bağırarak” tekrar anlatmaya çalışmak sadece Türklere özgü değil yani. 🙂

Haricinde gayet kibar insanların arasında, trafikte “insan” sayılarak, kimse bizi ezmeye çalışmadan, huzur içinde birkaç gün geçirdik Bilbao’da. Her yerde fırınlar, “frutas y verduras” satan manavlar ve en ilginci “1 milyoncular” var!

FullSizeRender

Bayağı büyük dükkanlar bunlar ve ben girince yarım saat çıkmadım. Bir yelpaze, bir de titreşim nedeniyle uyuşan sağ elim için bileklik aldım. 2 euro tuttu. 🙂

Kaldığımız otel Portugalete’de; Bilbao’nun batısında, Nervion nehrinin kıyısında bir liman şehrinde. Buraya dair en ilginç şey Vizcaya Bridge, namıdiğer Puente Colgante. 1893’te yapılmış ve taşıma için kullanılan en eski köprü olduğu söyleniyor. Unesco tarafından dünya mirası listesine de alınmış, İspanya İç Savaşı esnasında bombalandığı zaman 4 yıl sefer yapmamış, haricinde yapıldığı günden beri çalışıyormuş. Tarihçesinde yüksekliği 61 metre, uzunluğu ise 145 metre olarak verilmişti, Wiki başka bir şey yazmış, siz bana inanın. 🙂 İki metal ayak ortasında nehir üstünde asılı kalarak giden bir gondol düşünün, içine de 6 araba ve eser miktarda yaya yerleştirin, işte size enteresan bir taşıma şekli. Fiyatı da ucuz, tek yön Temmuz 2016 itibariyle 0,40 euro.

vizcaya bridge puente colgante guney amerika seyahati

 

Bilbao’ya iki kez gittik; ikisinde de sokaklar, parklar, bahçeler bizimdi. 1800’lerden kalmış taş ve cumbalı evler, muhteşem mimaride kiliseler göz zevkimi fazlasıyla okşadı. Bask isyanını her sokakta hissedebiliyorum zira her yerde afişler, sloganlar var. “ongi etorri erre fuxiatuak” yazıyor pek çok camdan sarkan bayraklarda, “Hoş geldiniz bağımsızlığa” diyorlarmış. Kendimi yetersiz hissettim, kısa zamanda daha çok şey okumaya karar verdim Bask bölgesinde yakın tarihte yaşananlarla ilgili.

Sokaklarda pek çok kafe, bar var. Aslında pek bir ayrım yok aralarında, zira alkollü ve alkolsüz içecekleri aynı yerde servis ediyorlar. Ton balığı fazlası var sanırım ki, tapas adı verilen küçük ikramlıkların çoğunda ton balığı var. Omlette bile! “No pez, por favor!” dememe rağmen sabahın 10’unda bana balıklı omlet veren İspanyol ablaya selam olsun.Siz de bir restoranda yemek yerine tapas yemeyi deneyebilirsiniz ama ekmek arası yumurta, balık türevleri yemekten benim kadar hızlı sıkılır mısınız, bilemedim.

Biz geziye kısa bir ara vereceğiz çünkü ben annemi görmek istiyorum, ufak bir sağlık sorunu yaşıyor, motorların Houston’a gitmesini beklediğimiz kısa zaman dilimini onunla geçirmesem gezinin geri kalanında içim rahat etmeyecekti, o yüzden yeniden Türkiye yolcusuyuz. Bu zaman zarfında ben de Amerika’da, Meksika’da nereleri görelim; couchsurfing kullanarak yerel insanlarla nasıl tanışalım ve hangi yepyeni şeyleri tecrübe edelim, onları araştıracağım. Aynı zamanda detaylı bir CRF yazısı, motora ne taktık, ne zorluklar yaşattı bana uzun yolda, onları anlatacağım. Yakında görüşmek üzere. 🙂

Daha önceki yazılar için:

Güney Amerika Seyahati Hazırlığı
Bekle bizi Avrupa! (1. Gün)
Ohrid, sen ne güzelsin! (4. Gün)
Karadağ’a yeniden gelmek üzere veda ettik. (6. Gün)
İlk haftanın ardından… (7. Gün)
Slovenya, Como Gölü… (12. Gün)

 

Latest Comments
  1. Leylak Dalı |
    • Selin Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑