Ruh Adam / Nihal Atsız

Ruh Adam, Nihal Atsız’ın eseri.

Sinemada ve kitaplarda istikrarlı olmayı sevmiyorum. Art arda aynı tarzda şeyler okursam ya da izlersem uyuştuğumu hissettiğimden sekiyorum oradan oraya. Murakami’den sonra Ruh Adam’ın nasıl bir açıklaması olabilir yoksa?

Nihal Atsız’ın kişisel tarihinden ve romana yüklenen kimi “değer”lerden soyutlayarak yorum yapacağım ben sadece. Beni edebi değerinden başka bir şey ilgilendirmiyor çünkü, nihayetinde “roman” adı altında “piyasa”ya sürülen bir kitaptan bahsediyoruz.

Bir Uygur hikayesiyle yapıyoruz açılışı. Sonrasında düşmüş bir askerin hastalanan hayal dünyasında geziniyoruz kitap boyunca. Dili eski olmasına rağmen, anlatımı kesinlikle eski ve sıkıcı değil. Kısa sürede okunup bitirilebilir. Ama sanki….

Yazar, girişi öyle uzun tutmuş ve gelişme kısmını ballandıra ballandıra anlatmak öyle hoşuna gitmiş ki, paldır küldür bir son bekliyordu kitapta beni. Bir “Çalıkuşu” vakası daha sanki. O yargılama sahnesi dillere destan olabilecekken nasıl olup da birkaç sayfaya sığdırılmış mesela, anlamak mümkün değil.

Yıllardır süren okuma maratonum içinde çok da özellikli bir yere sahip olamadın Ruh Adam. Üstüne konan ağır yük nedeniyle olduğundan, sunduğundan farklı algılandığını biliyorum ama dünya çok değişti. Ne kalemler var ve ne davalar anlatıyor o kalemler. Alegorinin dibine vurarak üstelik. Sen biraz… Hımmm, “romantik” kalmışsın sanki. Hızlıca okuyup bitirdiğim ama tekrar hatırlamayacağım kitapların arasında yerini aldın. Bir Nihal Atsız romanında daha buluşmamak üzere.

Etiketler:
Comments
  1. Anonymous |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑