Polisiye Bir Öykü / Imre Kertész

polisiye bir öykü imre kerteszPolisiye Bir Öykü, Imre Kertesz’in Can Yayınları’ndan çıkan eseri. Ben Şubat 2012’de çıkan 2. baskısını okudum. İlk basım 2006 imiş, 2002’de Nobel aldığı düşünülürse bir Orhan Pamuk etmiyor anlaşılan, 6 yılda 1000 adet kitap ancak dağıtılmış. Satılmış bile diyemiyorum ne yazık ki.

Yıllar önce Fiyasko‘yu okumuştum, aklımda pek çok detayı kalmadı lakin etkilendiğimi dün gibi hatırlıyorum. Adını ve yaşamını öyle bir yazmışım ki zihnime, birkaç ay önce Escape Planet‘te Sherlock oyununda odadan çıkabilmek için bir ipucunu çözerken Imre Kertesz’in Macar olduğunu hatırlamak oldukça işe yaradı. (“Sadece roman mı okuyorsun?” diyerek akıllarınca küçümsediğini sanan fındık beyinliler; evet, sadece edebiyatla ilgileniyorum ama gariptir ki pek çok yerde işe yarıyor. Ben de isterdim bir Yılmaz Özdil şenlendirsin zihnimi, bir Bilim Teknik’le dünyayı keşfedeyim, Can Dündar buğulu sesi ve kelimeleriyle dalsın evrenime vs ama olmadı, eldekiyle yetineceğiz artık.) Yazarların hayat hikayelerini çok merak ediyorum; hangi zihinden, hangi şartlarda yoğrularak çıkmış kelimeleri acaba kelimeleri? Bazen yazdıklarını sevmesem bile hayatlarının detayları beni çok fazla cezbediyor. Nasıl etmesin, 14 yaşında Auschwitz Kampı’na gönderilip de oradan sağ kurtulan bir çocuğun zihninin, hayallerinin ne kadar hırpalanmış olabileceğini hayal etmekte zorlanıyorum; son yıllarda verdiği röportajlardaki huysuzluğunun, ülkesine yönelttiği suçlamaların ve takındığı tavrın bile hesaplaşamamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. O trajediyi yaşayıp da ne için yaşadığını bulamamak ya da değişen dünyaya ayak uydurmaya çalışmak ne kadar zor.

Önsözünü okuduğunuzda kitaba hazırlıklı oluyorsunuz ne yazık ki, zira apar topar yazıldığı çok belli. Çok çiğ ve derinliksiz. “İnsan böyle kötü olabilmek için bir şeye inanmak zorundadır.” Sorun da bu, olan bitene inanmak için okura biraz daha detay verilmeliydi. Kitabı sansürcü zihniyetin elinden kurtarabilmek için, olayların geçtiği ülkeyi hayalî Latin Amerika ülkesi yapmak kitabın da fazlaca hayalî olmasına neden olmuş. Sert bir bankın ucunda oturuyor ve Salinas ailesine ne olacağını düşünürken hop oturup hop kalkıyoruz. Tamam, son kalkışımızda kendimizi yerde buluyoruz, kabul ama gerilimi ayakta tutan şey basit bir merak sadece. Birilerine işkence ediliyor, Wilhelm Boger’in icat ettiği Boger Swing adlı korkunç icat bile anılıyor, ancak her şey sadece ucundan gösteriliyor. Ama ben inanmak için hepsini görmek istiyorum, laf kalabalığından hayal gücüme de yer kalmıyor, arafta okuyorum kitabı. Bir sürü “acaba”ların arafında.

Bir kitabı yazmak için yıllara, aylara ihtiyacı olduğunu söyleyen ama Polisiye Bir Öykü’yü kısacık zaman diliminde yazmış Imre Kertesz’in diğer kitaplarını denemeye devam. Bunu sevmedim.

“Sadece roman mı okuyorsun?” diye soran fındık beyinlilere ithafen şöyle bir yazıya denk geldim 14.12.2014 itibariyle, paylaşmadan duramadım. 🙂

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑