Pause Anıtı / İsahag Uygar Eskiciyan

IMG_1356Pause Anıtı, İsahag Uygar Eskiciyan’ın Alakarga’dan çıkan kitabı. Ben Temmuz 2014’te çıkmış ilk baskısını okudum.

Yazarın adı enteresan değil mi? Agos‘u bile tongaya düşürmüş, eğlenceli bir röportaj ortaya çıkmış, yazar hepimizi kedinin yemeden önce oynattığı fare gibi oynatmış. Hakkında güvenilir tek bilgi (yani, öyledir umarım) gün itibariye 32 yaşında olduğu. 33. Tüyap Kitap Fıuarı’nda bir ara Alakarga’nın standında da görülmüş lakin ben kaçırdım. Dilerim, bu gizemi uzun zaman devam ettirir, bu isimle onlarca öykü kitabı çıkarır, hatta ödüller alır. Öyle ödüller alır ki, aynı yazara ikinci kez verilmeyen mesela, sonra (bence) asıl ismiyle de aynı ödüle aday olur, ortalık karışır. (Bkz: Romain Gary, Emile Ajar, Goncourt) Bizim edebiyat gündemimizin de kaliteli bir haberi olur böylelikle.

Ama önce şunlardan vazgeçer umarım.

IMG_0295IMG_0294IMG_0293IMG_0292IMG_0297IMG_0298

IMG_1354

 

Hiç zevkli değil, di mi? Kitapla ilgili ne hissetmiş acaba okur, diye yazıyı okumaya başlayıp da görsellerle oyun oynanmış bir yazı bulmak insanda “eee, ne gerek varmış ki şimdi buna?” hissi yaratmıyor mu?


 

Pırr ve Babasının Şeyi ile başladığım kitap birden inanılmaz bir beklenti yarattı bende. 7 sayfada çok etkilenmiş ve çok gülmüştüm. Hepimizin bildiği kelimeleri böyle sade bir şekilde art arda dizip de böyle komik olmak, belaltı muhabbetlerden hazzetmediğim halde mevzuyu bu denli incelikli sunmak, hem de ilk defa okuduğum bir yazarda çok mutlu etti beni. Sonra yukarıda yeterince sinir bozucu olarak sunduğuma ikna olduğum sayfalar başladı. Yarım öyküler, nereye gittiğini takip edemediğim kelime dizileri… 2 öykü ve 7 sayfayla üstünde hoplayıp zıplamaya başladığım trampolin deliniverdi! Sonuç itibariyle hiç mutlu değilim, ben o iki öyküyü yazan yazarın öykü kitaplarını okumak istiyorum, okur değil miyim, istiyorum!

Dünya diye bir yer yok. Dıştan içe doğru işeme, derdim değil. Karıncanın. Yok Niyazi bu öykü bitmez. Bir karınca dıştan içe işerse içinde yüzmüş olur kalbi. Yok lan. Kalpleri yok mu cidden. Kanı da mı yok yani. Ne yani kesildiğinde kanayacak bedenleri yok mu? Karınca olmak için fazla mı yokum. Özendim sadece. Ezen ezsin. İnsanız da ne oluyor. Aynı.

…Güldü. Biz gülünce elini beline atıyor ve “Sizi uçuracağım” diyordu. Mil puanlarımız, ucuz biletlerimizin olması önemli değildi. Bizi kendi yöntemleriyle uçuracağını yeminbillah söylüyordu. Hristiyan’dı ama bir Müslüman gibi yemin ediyordu. İnanmak zorundaydık. 

Dipnot: Deneysel öyküye hiiiiç ama hiç inanmıyorum!

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑