Nisan 2015’te ne izliyorum/izledim?

Big-Eyes-posterBig Eyes: Tim Burton filmi. Birkaç aydır afişlerini görüp merak ediyordum, tablodaki kızın kocaman gözleri ile kendi aramda bir bağ kurmuş olabilirim, sonunda izledim ve … Ne Amy Adams ışıltısı, ne Christoph Waltz etkileyiciliği kalmış ortada. Orta halli oyuncular oynasa sonuç daha etkileyici mi olurdu acaba?.. Bu haliyle son derece yavan. Film bitince Margaret Keane kimmiş, başka hangi resimleri varmış diye aratmak yine en güzel tarafı.

woman in gold posterWoman in Gold: Helen Mirren sevdiğim için seyrettiğim filmlerden. Oyuncunun canlandırdığı karakterin adı Maria Altmann ve anlattığı hikaye gerçek. Klimt’in eserlerine bakıp da böyle bir detayı bilmiyor olmak fenaymış. Film kötü, Ryan Reynolds ile daha da kötü ama hikaye enteresan, buyrun! Bahse konu Woman in Gold ise şu güzel tablo.

 

wild-movie-posterWild: Nick Hornby kitabından uyarlama ve ben hiç Nick Hornby okumadım. Sel Yayıncılık basıyor kitaplarını ve kitap kapaklarını gördüğümde bile homurdanıyorum, okumayı denesem kendi kendimi yerim muhtemelen, ben bunu niye okuyorum diye! Hımm… Ne diyorduk? Film… O güzel işte. Çeşit çeşit hata yapıp da yolunuza devam etmek istediğinizde yolculuğa çıkmak istersiniz hani ve etrafınızda birileri hep aynı şeyi söyler: “Ama kafanı da yanında götürüyorsun!”. Cevap veriyorum: Bikbikbik. Evet, götürüyorum, temizleyip bakımını yapıp geri getiriyorum. Reese Witherspoon’un canlandırdığı Cheryl de aynısını yapmak için düşmüş yollara ve derinliğini tam olarak geçiremese de izleyene, hissettiklerine paralel şeyler düşünüyorsanız sizi mutlaka yakalacak detaylara sahip bir film çıkmış ortaya. Ben sevdim.

The-Imitation-Game-poster-The Imitation Game: Gösterimden kalkmadan sinemada seyredebildim sonunda. Neredeyse 2 aydır gösterimde olması da enteresan değil mi? Geçen ayki The Theory of Everything yavanlığından sonra bu azıcık daha iyi geldi, ama azıcık! Keira Knightley’den gerçekten, gerçekten zerre kadar hoşlanmıyorum. Çıkık çenesi, kare yüzü, ceylan gibi sekerek ortalarda dolaşması, yürüyüşü, muhteşem rol kesiyorum havaları… Hepsi beni delirtiyor, bu filmin canına okuyanlardan biri de kendisidir. Mutlu olduğum tek şey, Alan Turing’e dair daha çok şey okuma merakına kapılmaktır. Benedict Cumberbatch’i muhteşem gözleri ve kaşları, biçimli burnu ve her şeyi mahveden dudaklarına rağmen seviyorum. İyi bir oyuncu olduğunu da düşünüyorum elbet, söylememiş miyim?!

the-good-lie-posterThe Good Lie: Bir haftada 2. Reese Witherspoon. Film tipik Amerikan filmi. Renkli adamlar birbirini keserken beyaz adam medeniyet ve barışı onların ayaklarının altına seriyor. Renkli adamın masumiyeti beyaz adamın yoldan çıkmış hayatını düzeltiyor vs. Geçelim! Filmin, bir üstteki gibi yine, tek faydası var; Lost Boys of Sudan konusunu araştırıp öğrenmemi sağladı. Konuya şuradan girebilirsiniz. Ha bunun için filme ihtiyaç var mıydı? Bu vakada, evet. Belki siz çoktan biliyorsunuzdur. Film kötü, vizyona girmedi Türkiye’de, İstanbul Film Festivali’nde gösterilecekmiş, harcanan vakte yazık.
Bir de şu var tabii, daha önce başka yerlerde de görmüş ve sevmiştim, filmin sonunda yine beliriverdi ekranda:

african proverb the good lie

 

 

Latest Comments
  1. Serpil |
  2. YUSUF KAAN KIR |
    • Selin Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑