My Week with Marilyn

My Week with Marilyn, 2011 yapımı.

Uzun süre oldu aslında filmi izleyeli. Şu sıralar filmlere heyecanlanmaktan daha dolu olduğu için kafam, yazmaya fırsat bulamamıştım. Bu nedenle eskidi biraz hislerim, o yüzden yüzeysel geçeceğim.

İlk yarım saat filme konsantre olmakta zorlandım, çünkü o Marilyn değildi. Kulağa tuhaf geliyor biliyorum ama sıradan bir sarışının serçe parmağını ağzına sokarak Marilyn taklidi yaptığını seyreder gibiydim. Tosun tombalak suratlı Michelle Williams’ın gıdığına baktıkça ne seyrettiğimi unuttum. Keşke makyaj yapılsa imiş yüzüne ve Marilyn’e benzeseymiş. Belki de bu tarz filmler bana göre değil, bilemiyorum.

Hezeyanlar içindeki, aslında yüreği bir kuş kadar temiz Marilyn’in etrafına nasıl azap çektirdiğini izliyoruz film boyunca. Bundan nasiplenen genç bir oğlan da anlatıcımız. O da tutuluyor ökseotuna, Marilyn’in etrafındaki pek çok erkek gibi. Tek farkı, kısa zamanda tutulduğu şeyin ökseotu olduğunu fark edip çırpınmayı kesiyor, teslim oluyor. Marilyn’in işi bittiğindeyse sessiz sakin terk ediyor er meydanını.Bütün bunları bir filmin, The Prince and The Showgirl filminin çekimleriyle soslandırılmış olarak izliyoruz.

İzlerken, Marilyn Monroe’yu düşündükçe sevemedim filmi, kadının büyüleyici olduğu iddia edilen havayı kesinlikle hissedemedim çünkü, şapşal şapşal onu seyreden erkeklere rağmen. Kendimi akışa bırakınca çok da etkilenmedim. Ama Michelle Williams’ı kesinlikle sevmediğimi biliyorum, çünkü filmi benden uzaklaştıran unsur kendisidir.. O insan irisi, semirmiş çocuk halleri beni rahatsız ediyor.

6/10.

Etiketler:,

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑