Münhal / Ekin Can Göksoy

münhal ekin can göksoyMünhal, Ekin Can Göksoy’un İletişim Yayınları’ndan çıkan ilk kitabı.

“Mermer Başlı Adam” ile koyulunca yola, elinde tuttuğu kitabın öykülerden oluştuğunu unutabilir insan ve hatta bitince şaşırır, hani nerede bunun devamı diye. Bir de hemen ardından “Alnico”ya geçerse, ilk öyküyü yazanın aynı genç mühendis olup olmadığını merak eder. Yaşar Kemal’in “güvercin”ler toplasın diye attığı ekmek kırıntılarını özenle toplamış, hatta zor günler için biriktirmiş, bitmesin diye yavaş yavaş yiyor gibi yazmış Ekin Can Göksoy “Mermer Başlı Adam”ı. Yeni ve genç bir yazarın, yepyeni kitabına böyle bir öyküyle başlamak; o güzel kitap kapağından sonra tadı ve kıvamı yerinde bir tatlı yemek gibi hissettirdi.

Kitapta tek renk var; baskın, net, göz okşayan tek bir renk. Ancak tonları öyle iç açıcı ki, tek renk olması ne tekdüzelik yaratıyor, ne de tadından eksiltiyor. Benim favorim o renklerin en mahalleli olanları Dolapdere’nin Cadıları ve Saadet Apartmanı idi. Özellikle Saadet Apartmanı’nda yıllar önce okuduğum ve çok beğendiğim, yeterli takdiri çoktan toplamış ve artık keyfinden yazan ama uzun zamandır da eski ritmini yitirmiş bir yazarın ilk öykülerini okumuş gibi hissettim. Tekniğini, gidiş gelişlerini, anlatmak için seçtiği öyküleri oldukça renkli, yerinde ve vurucu buldum.

Ekin Can Göksoy bilimkurgu yazıyor mudur acaba? Alnico ile ilk kıvılcımı çıkarmış gibi görünse de müphem nedenlerle sevemedim bu öyküsünü. Mebzul miktarda “matematik” var içinde, beni rahatsız eden öykünün fazlaca kurgulanmış olması galiba. Diğer öyküleri yazarken seçtiği daha renkli, duyarlı, yaratıcı gözlük Alnico’yu yazarken didaktik, cetvelvarî, numaralı bir gözlüğe dönüşmüş. Kenarları, köşeleri var, okurken rahatsız ediyor. Acaba diyorum, kalemini tamamen bu yönde oynatsa daha net çizgileri olan ve diğer hikayelerle çakışmayan nitelikli bilimkurgu hikayeleri yazabilir mi? Bir gün denerse zevkle okuyacağımdan eminim.

Yazarı ve kitabını şu yazı ve Levent Cantek sayesinde keşfettim. Hani diyor ya yazısında, ilk kitabını nasıl keşfettiğinizi anlatacaksınız diye, ben şimdiden anlatmış olayım ve vesile olduğu için teşekkür edeyim.

Kitabın kapak yazısı ile ilgili ciddi bir eleştirim olacak. Hikayelerdeki karakterler, yerler kısaca zikredilmiş kapakta. Bu yapıldığı için de kitapla ilgili kısa bir araştırma yapayım Google’da, hani mesela karakterleri araştırayım, kimler neler hissetmiş okurken bir bakayım deseniz arka kapak yazısı satış sitelerinde paylaşıldığı için kitaba dair yazan insanları, blogları ne yazık ki filtreleyemiyorsunuz, kalabalıkta kayboluyorlar. Hani dipnot olsun, bu yazı da o kalabalık içinde kaybolacak, oysaki ben bir blog yazısı neticesinde bu kitabı okumaya karar vermiştim.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑