Kurban, Küçümseme, Azgın Mevsimler

Kurban, Leonid Andreyev’in Helikopter Yayınları’ndan çıkan kitabı. Ben ilk baskısını (Ocak 2016) okudum. Çeviri Hazal Yalın’a ait. Yazarın daha önce Yedi Asılmışların Hikayesi ve Şeytan’ın Günlüğü adlı iki eserini okumuştum. İlkinde yayınevinden kaynaklanan sorunlar hariç alnımın ortasından vurulmuş gibi hissetmiştim, ikincisinin de 2015’te okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğunu söylemiştim. Yakın takipte olduğum Helikopter’in Kurban’ı bastığını görünce çok mutlu oldum o nedenle. Kitaplarının tasarımı okumayı öylesine teşvik edici ki takip ettiğim yazarlardan birinin kitabını onlar basınca daha da seviniyorum. Ah bir de son okuma, düzelti konusunda ilerleseler… Kitapta yine bir sürü hata var, hem de daha ilk sayfadan başlıyor!
Delik deşik yerine sadece “delik“. (sayfa 5)
Rehineler Wilhelm’in talimatıyla kasabanın seçkin yerlilerinden on iki adam gündüz kurşuna dizilmişti. (???) (sayfa 6)
Yarın mevzie gidecek… (sayfa 14)
Devam etmeyeceğim çünkü çok ama çok var böyle hata. Bu güzel tasarımlı kitaplara, seçilen bu güzel yazarlara yakışmıyor ne yazık ki. Haricinde Andreyev yine Andreyev. Mis gibi öyküler var Kurban’da. Favorim Çemadanov. Türkçe öykülerde hissetmediğim o somut hissi, gerçeğe yakınlığı Andreyev’in öykülerinin her satırında hissediyorum. Devrinin klasik şablonlarından uzak bir dil kullandığı için daha da cezbedici buluyorum üstelik.

Azgın Mevsimler, Raymond Carver’in Can Yayınları’ndan çıkan kitabı. Ben ilk baskısını (Ocak 2016) okudum. Çeviri Ayça Sabuncuoğlu’ya ait. İlk denememdi Azgın Mevsimler, Carver külliyatına dair. Alice Munro’nun Sevgili Hayat’ını okuduktan sonra zihnimde kalan o renksiz, kokusuz his benzerliği yüzünden de son denemem olacak aynı zamanda. Çünkü benim için edebiyat şu değil:
Bavuldan eşyalarını çıkarıp çekmecelere yerleştirdi. Sonra banyoyu kullandı ve dişlerini fırçaladı. Masayı doğrudan pencerenin önüne gelecek şekilde kaydırdı. Sonra kadının örtüyü sıyırdığı yere baktı. Metal sandalyeyi çekip oturdu ve cebinden tükenmez kalem çıkardı. Bir süre düşündü, sonra not defterini açtı ve boş, beyaz bir sayfanın başına şu kelimeleri yazdı: Boşluk her şeyin başlangıcıdır. Bu yazdığına baktı, sonra da güldü. Tanrım, ne saçmalık! Başını iki yana salladı. Not defterini kapadı, soyundu ve ışığı söndürdü. Bir an durup pencereden dışarı baktı ve nehri dinledi. Sonra yatağa girdi.
Şu yazıda Suat Duman sormuş ya hani, “burada anlatılmaya değer olan ne?” diye. Ben o soruyu bütün bir kitap boyunca sordum. Bulduğum cevap: Amerikalı yazar deneme merakımdan ne zaman vazgeçeceğim acaba!

Küçümseme, Alberto Moravia’nın Destek Yayınları’ndan çıkan kitabı. Ben kaçıncısı olduğunu kitaptan öğrenemediğim Ocak 2016 baskısını okudum. Çeviri Eren Yücesay Cendey’e ait. Yine öneri üzerine okudum. Destek Yayınları’ndan çıkması ve o fena kapağı tereddüt etmeme sebep olsa da iyi ki okumuşum dedim sonunda. İletişimsizliğin ne denli korkunç sonuçlar doğurabileceği, insanların dinlediklerinin sadece anladıklarından ibaret oluşu, kitaba ismini veren kavramın aslında ne denli ilkel olduğu ve entelektüel düzey ne kadar artsa da herkesin benliğinde kendine yer bulabildiği mızmız ve mıymıntı bir erkeğin dilinden ve hırslı, statükocu, küçük hedefleri için yorganları yakıveren bir kadının gözünden anlatılmış. Kitabı sevince hızımı alamayıp kitaptan uyarlanan filmi de izledim. Le mépris, bir uyarlama değil, Brigitte Bardot poposu methiyesidir. Vaktiyle gişe rekorları kırmasının nedeni de Godard’ın alametifarikası filan değil, yakın çekim izlediğimiz pürüzsüz Bardot poposudur.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑