KTM Duke 390 2017 – Deneyimler 1

KTM ile ilk tanışmam Ocak 2014’te oldu. Bir süre önce Vespa GTS 250 ile çamurda kaymış, hızım düşük olmasına rağmen 150 kiloluk scooter uçup üstüme düştüğü için de diz kapağımı incitmiştim. Hatta birkaç ay koltuk değneğiyle yürümüş ve 5-10 km/saat hızlarda yapılan kazalarda bile ekipman olmasa başıma neler gelebileceğini görmüştüm. Bende dizlik vardı (ki dizlik makul bir ekipman değildir), diz kapağımın kırılmasını o engelledi. Sonrasında zaten korumalı pantolon olmadan motosiklet sürmedim hiç. (Kamu spotu sonu.)

İlk motosikletim, bundan tam 5 yıl önce bir Vespa idi.

Scooter ile başladığım iki tekerli hayatımda bir şeylerden mutlu olmuyor ve motosikleti değiştirmek istiyordum. Sonra onu gördüm; yeni çıkmıştı, bir avuç insan kullanıyordu sadece ama benimki ilk görüşte aşktı. Nasıl da yaramaz ve hınzır bir görüntüsü vardı o tupturuncu haliyle! Sonuçta elimde koltuk değneği Spormoto’nun yolunu tuttum ve zorla, dizim acıyarak üstüne oturdum. Kalbimin nasıl çarptığını bugün bile hatırlıyorum! O gün aldım motosikleti, ancak birkaç ay süremedim bile yürüyemediğim için. Bana motosiklet sürmeyi öğreten motosiklet eğitmenine 250 cc’lik Vespa’dan sonra 390’ı idare edip edemeyeceğimi sordum, yaparsın, sürüş yeteneğin uygun bunun için dedi ve ben o gazla 2013 model KTM Duke 390 ile ilk uzun yolumu yaptım, Sinop’a gittim. Üstelik sahilden, o virajlı dağ yollarından… Bütün anılarım dün gibi aklımda. Tam 2 yıl sonra Amerika seyahati için Duke’ü satmam gerektiğinde boğazımda bir yumru vardı. Gerçekten çok mutsuz olmuştum. Temmuz 2016’da başlayıp Temmuz 2017’de biten Amerika seyahati boyunca da CRF’den her sıkıldığımda Duke sayıkladım. Motosiklet fuarında yeni kasasını gördüğümde ise motosiklete bir kez daha vuruldum. Sanki Almanya’dan janjanlı kıyafetleri, güzel çikolatası, ben buradayım diye bas bas bağıran kıyafetleri ile abisi gelmiş gibiydi! Led farları, turuncu gövdesi, iki parçalı şasesi, kocaman deposu, yerden yükselmiş haliyle sanki ilk defa görüyormuş gibi etkiledi beni ve tekrar aşık oldum ona.

Hayır, o lastik hiç patlamadı. 🙂

Türkiye’ye döndüğümde 2,5 ay motorsuz kaldım. 5 yıldır motosiklet sürüyorum, bu kadar ara verdiğim bir dönem olmamıştı hiç ama mutsuz değildim, zira seyahat boyunca sürdürdüğüm sağlıksız yaşam koşullarının üstüme eklediği kiloları yürüyerek, spor yaparak vermiş; seyahat sırasında kaybettiğim iç huzurumu kendime vakit ayırarak, arkadaşlarımla buluşarak, sahilde saatlerce oturup sohbet ederek kazanıyordum. İçimin gıdıklanmasını artık durduramadığım anda ise Eskişehir’den turuncu bir ufaklık bana göz kırpıyordu. Tren biletimi alıp o güzel şehre yollandım ve (yaşasın motosiklet kardeşliği!) Eskişehir’de çok tatlı bir motorcu arkadaşla birlikte yeni motorumun işlemlerini yaptım; sonra onu eve, evimize getirdim.

Viraj performansı muhteşem Duke 390!

Geleceğe umutla baktıran Duke 390. 🙂

Ön cama yapılan padişah kavuğu benzetmesini hiç umursamadığım Duke 390!

Bir sonraki yazıda 2017 model Duke 390 ile ilk uzun yol tecrübemden bahsedeceğim. Turuncuların kaderi galiba bu, alır almaz şehirlerarası yollara düşüyorum onlarla. 🙂

*Bu güzel fotoğraflar İlker Kül’ün objektifinden. Sosyal medyadan başlattığı bir sosyal sorumluluk projesi var, dilerseniz siz de kendisine instagram hesabından ulaşıp cüzi bir ücret karşılığında bu güzel projeye destek verebilir, bir çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için adım atabilirsiniz. Hem de çok güzel fotoğraflarınız olur, üstelik motosikletli olmanıza bile gerek yok. 🙂 

Latest Comments
  1. batuhan dirlik |
    • Selin Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2017 Başa Dön ↑