Kayıp Gergedanlar / Cem Kalender

photo (7)Kayıp Gergedanlar, Cem Kalender’in kitabı.

Kitap hakkında hiçbir şey bilmiyordum okumaya başladığımda ve yazarını da tanımıyordum. Alakarga‘nın koca gözlü kuşunun bana göz kırptığı kitapların hiçbirinde hayal kırıklığına uğramadığım için gözüm kapalı daldım. Biraz sertmiş meğer, daha ilk bölümde Kafka dirildi geldi de yeni kitap yazmaya karar verdi sandım. Hele anlattığı bir doğum sahnesi var ki üstünde kuşuyla, antik çağlardan fırlama gergedanıyla kitap kapağının vaat ettiklerinden çok daha fazla afalladım. Sümer Bey sahneden çıkmıştı ki, n’oluyor diyemeden Suna Hanım geldi, üstelik yanında Terra, Arbor, Nubes ve Nature de vardı. Girizgah size de bir şeyler çağrıştırdı mı? Geçtiğimiz yıllarda gazetelere konu olan çok tuhaf bir haber vardı hani… Necdet Sağocak’ın eşi Neyran Sağocak vefat etmiş, ardından enteresan isimli 4 çocuğu da aynı yoldan annelerine hızla kavuşmayı seçmişti. Kitabın nasıl biteceğini artık biliyordum, bilmediğim şeyse Cem Kalemder’in çocukların annesi Suna Hanım’ın travmasını Maraş Katliamı’na bağlayacağıydı. Gurgum, Kartay ve Smyrna olmuştu mekanlar ama vahşet aynıydı.

Kitabın farklı insanların yaşadıklarını anlatan kısımları başka başka yazarların ellerinden çıkmışçasına farklı ruh hallerine sahip. Veteriner Sümer Bey’in kayıp gergedanların peşinde her gün bıkıp usanmadan kendi parçalanışını, yok oluşunu izlemesi Suna Hanım’ın 4 çocuğu ile kurduğu bağın hiçbir yerinde ona yer olmamasındandır belki. Bir gazete röportajında Cem Kalender’in bu olayı Lacan psikanaliz kuramı ile açıkladığını okuduktan sonra taşlar daha da doğru oturdu yerine. Çocukların Suna Hanım’ın ekseninden çıkamayıp anneye bağımlı bir hayat sürdürmeleri, babanın hayatlarında hiçbir zaman yer edinememiş olması onları kültürel düzenle kaynaşmak konusunda oldukça kırılgan kılıyor ve ağacın kökü anneleri kuyuya hapsolduğunda toprakla(yaşamla) onları bağlayan hiçbir şeyleri kalmıyor. Bu durumda bile Cem Kalender çocuklardan birini kurtarmış. “It is a film. Everything is constructed. Still it hurts.” diyordu Reconstruction‘da. Kurgu hayattan az acıtsın demiş yazar ve gerçekte ölüp giden 4 çocuğun yasını tutmak istememiş kitabında, birini çekip almış. Onu yaşatırken ona acı vereceğini hiç düşünmüş müdür acaba? Annelerinin arkasından giden Raden, Rulin, Sajen ve Beraris belki köklerinin peşinden gittikleri için daha mutlular. Yazarın üstüne inşa ettiği Lacan psikanaliz kuramına göre Suna Hanım’ın travması şimdi Arbor’da nefes alıp vermiyor mu? O bağ kırılmadı ki anne ölüp gittiği için. O acı Arbor’un genetik koduna işlemedi mi? Lacan işledi diyor. Bir sonraki kitabımda belki Arbor’u yazarım demiş Cem Kalender. Merakla beklerim ben de.

Şimdi sırada Klan ve Zamanın Unutkan Koynunda var. Cem Kalender’i keşfettiğim için umutla doldum. Yaşayan Türk yazarların çoğunun Ayşe Kulin, Canan Tan ekseninde seyrettikleri ve Bağdat Caddesi Güzeli gibi absürt kitaplarla neşriyatımızı zenginleştirdikleri düşünülürse Cem Kalender gibi adamların öykü-roman dünyasına nasıl da güneş gibi doğdukları daha iyi anlaşılır. Barış Bıçakçı ve Hatice Meryem’den sonra tanıştığımıza çok mutlu olduğum genç bir adam daha buldum. Üstelik Kayıp Gergedanlar’ı yazarken nasıl titizlendiğini, nelere katlanmaya hazır olduğunu filan da biliyorum ya, daha beter saygı duyuyorum artık ona. Yaşasın Alakarga! Daha kimleri keşfetmeme neden olacaksın acaba?..

Latest Comments
  1. hilkat garibesi |
  2. Selin Seçen |
  3. Binnaz Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑