İlk Aşk / Joyce Carol Oates

İlk Aşk, Joyce Carol Oates’in Alakarga’dan çıkan kitabı. Ben 1. baskısını (Eylül, 2015) okudum. Basılalı aylar olmasına rağmen kitap ne yazık ki yayınevinin sitesinde yok. Çeviri Erhan Sunar’a ait.

Sizi tanımlayacak yakın bir yetişkin olmaksızın hala bir çocuk olarak kalabilir miydiniz?

Çocukluğu, hastalıklı bir yetişkin tarafından derinden ve kökünden yaralanan küçük bir kız çocuğunun; muhteşem kapağı, melankolik başlangıcı nedeniyle gelişi hiç hissedilmeyen sarsıcı hikayesini anlatıyor İlk Aşk. Kötülüğün dini kisveyle vücut bulmuş hali Jared’in önce yok sayarak ilgisini çektiği, sonra da canını yakmaktan hiç çekinmediği, bizim de haberlerden sıkça aşina olduğumuz kız çocuklarından sadece biri Josie.

Hikayesiz, korkunç tespitler yapan ve hayatı sadece kendinden ibaret olan bir anne, Delia var İlk Aşk’ta. Josie’nin çocukluğunu herkesten önce o hırpalamaya başlıyor. İlk yarayı başkalarına gerek kalmadan onun sesi, sözleri açıyor. Josie’nin korkularını azımsıyor, elinden tutmayı reddediyor. Sanıyor ki, bir çocuk böyle büyür ya da böyle direnir hayata.

“‘Küçük’ olmak ‘zavallı’ olmaktır. Türün dişisi, en azından, bu durumdan uzaktır.”

“İşte bu, Josie, göz sinirinin izlenimlerini kontrol etmenin neden önemli olduğunu gösterir. Özellikle eğer bir kadın isen.”
“Fakat ben bir kadın değilim!” diye ona haykırmak isterdim.

Uzun zaman önce, henüz ben bir bebekken, Delia ile neredeyse eşittik (çünkü güç insafsız, sorgusuz bencillikte saklıdır), zaman geçtikçe, ben büyüdükçe ve giderek çocukluktan uzaklaştıkça gücümü kaybettim ve anneme teslim ettim. Çünkü o kendisi bir çocuktu ve onu sevmeniz ve özlemle istemeniz için ayartıcı ve büyüleyici bir cazibesi vardı. Sizin arzu edeceğiniz biçimde asla olmayacak olsa da. 

İsimsiz babayı terk eden Delia’nın, Josie’ye bir çocuk olma şansını hiç tanımadığını, zor hayat şartlarının onu iteklediği yolların acısını dolaylı olarak kızından da çıkarışını süzüyoruz hep satırlardan. İlk aşkı aslında annesi olan Josie, acı çekerek sevmenin doğal olduğunu zannediyor ve kaçınılmaz olan gerçekleşiyor, kuzunun peşine kurt düşüyor yine.

Bu kurt, içindeki şiddeti aldığı dini eğitimle -güya- terbiye etmeye çalışan ama sessiz öznesini bulduğunda bütün bariyerleri kaldıran Jared’den başkası değil. Ona aşkla bakan küçük kız çocuğunun saçlarını okşamıyor, hepsini eline dolayıp olanca gücüyle çekiyor; çekiyor ki kimliği, ruhu derinden yaralansın ve sadece Jared’in kötülükle dolu doğasını tatmin etmeye yarasın. Josie’ye gösterdiği dergilerde başka küçük kızlar var, hepsi de yaralı, hepsi de “efendili”. Gittikleri yolu meşru kılmak için elindeki her fırsatı kullanan kötü kurtun ellerinde ilk gençliği, ilk aşkı çürüyor. Bizi de beraberinde çürütüyor.

78 sayfalık bu kısacık kitap Joyce Carol Oates’in okuduğum ilk kitabı olan Zombi‘nin nispeten nötr etkisini silip aldı üstümden. Bir karabasanın ağırlığını bıraktı giderken de. Alakarga’nın açık ara en güzel kapaklı kitabı demiştim vaktiyle. Okuduğum için çok mutluyum. Kitaba dair tek eleştirim yukarıdaki alıntılarda da görüleceği üzere özensiz son okuması. Bir cümlede kaç tane “ve” ve “bir” kullanılabilir ki? Çevirmenin görevi bunu minimuma indirmek değilse, belki son okumayı yapanın görevi olmalıdır. 2. baskı için ümitliyim.

İstanbul Kitap Fuarı‘ndan aldığım kitapları öğütmeye devam ediyorum. Gelecek fuara bir tanesi bile okunacaklar rafında olmayacak!

Kitaba dair şurada da güzel bir yazı var. 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑