Herkes Herkesle Dostmuş Gibi…/Barış Bıçakçı

Herkes herkesle dostmuş gibi…

-Kim bilir o insanları da sevecekti belki bir gün, aradan yıllar geçince; kendi boylarından daha uzun olanları biçen bir tarım makinesinin üzerine kurulmuş bütün o insanları. Çünkü zamanla her şeyi sever insan, çünkü bir gün öleceğini anlar.

-“Hani kaşınan yeri bulursan sevgini kanıtlamış olursun ya; Osman’ın sırtı kaşındığında ben biliyorum neresini kaşıyacağımı. … Osman da onu sevdiğimi söylüyor.”

Sinek Isırıklarının Müellifi. Cemil ve Nazlı.

-“…Niye sevmezdin, diye sormayın çünkü ben de bilmiyorum. Belki de sebebi yemek yiyişidir. Kaşığı ağzına soktuktan sonra bir de ters çevirirdi, diliyle iyice sıyırırdı sanki içini. Bundan rahatsız olurdum ben.”

-“Niye köylüler diye söz ediyorsun onlardan?”
“Kendimi onlardan biri gibi görmüyorum. Kim kime ne kadar borç verdi, kimin tarlası nasıl bölüşüldü, düğünde kim ne taktı… İnsan ilişkilerinden örülmüş ve çıplak tene giyilmek zorunda kalınmış kaşındıran bir kazak gibi. Şehri bu yüzden seviyorum, bol bir elbise.”

-“Yalnızlık mı? Bin bir türlü insanın canını dişine takarak yaşayabildiği bir şehirde, anne babamız yaşında insanların dilendiği, çocukların tiner kokladığı bir şehirde yalnızlık değil öfke duyulur ancak.”

-“Benim tam bir erkek gibi davranmamı istiyor. O duvara yaslanmış duruyor olacak, ben de elimi başının hemen yanından duvara dayayacağım, ne haber bebek, diyeceğim. Böyle biri olmamı istiyor.” Orhan’la Muhsin çok gülmüşlerdi buna, oysa Bülent, “Erkek olamayacak kadar mutsuzum ben.” demişti ve içlerine oturmuştu bu söz.

-… O bütün bunları yaşamış, unutmuş, sonra yine yaşamış ve yine unutmuştu, çünkü esas olan budur. İnsan bu yaşa kadar ancak unutarak yaşayabilir.

-Eskiden konuşmaktan, sevişmekten heyecan duyarlardı; şimdi birbirlerine kızmaktan, haklı olduklarını hissedip birbirlerini azarlamaktan heyecan duyuyorlar ve yürüyerek bir yere gidecek olsalar, o da pek ender, Metin hızla ve burnundan soluyarak önden yürüyor, sırtıyla Figen’i cezalandırıyor, kim bilir ne için!

-Tereddütsüz veriyorum kararımı, görmezlikten gelerek geçip gidiyorun, iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum.
İyi bir şey yaptım.

Barış Bıçakçı 112. sayfada vermiş yürüyüp gitme kararını, o kararı vermese rastlantıların karşılaştırdığı onlarca insanın birbirine ucundan kıyısından azıcık değen 2 sayfalık hikayelerini birkaç gün daha mutlulukla okurdum. Kitabın adı da çok güzel. Sokaktaki insanları seyrederken onları tanıdığımızı sandığımız bütün o çokbilmiş anların toplamı gibi. Ama kimse kimseyle dost değil aslında. Barış Bıçakçı okuyunuz, okutturunuz.

Latest Comments
  1. Selin Seçen |
  2. kitap eylemcisi |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑