Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu / Haruki Murakami

Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, Haruki Murakami’nin okuduğum 4. kitabı. Serüvene Zemberekkuşunun Güncesi ile başlamış, ardından İmkansızın Şarkısı ve Sahilde Kafka‘yı okumuş ve kitap bloglarında sıkça bahsedildiği için Haşlanmış Harikalar Diyarı ile devam etmeye karar vermiştim. Dilimdeki o buruk tada rağmen Yaban Koyununun İzinde de başucumda bekliyor.

Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu iki ayrı dünya. Tıpkı Sahilde Kafka’da yaptığı gibi. İlk dünyada Sistem ve ona karşı çalışan Şifreciler adında iki oluşum var. Ne yaptıklarını sormayın, anlamadım. Bizim kahramanımız hesapçı. Karma adı verilen bir işlemi yapıp da canlı kalmayı başarabilmiş bir tür denek. Bir ameliyat ile beynine müdahale ediliyor ve bu işlemi yapabilmesi için donanımlı hale getiriliyor. (Yaratılan dünyanın tutarlı olması adına bu kavramların ne olduğunun daha detaylı bir biçimde önüme sunulmasını arzu ederdi bu deli gönül.) Bir gün ona çok da yasal olmayan bir yolla karma işlemi yaptıracak bir bilim insanı ile tanışıyor. Sonra gelsin karanlık karaları, sülükler ve yarı balık tanrılar. Bunları detaylarıyla betimlemesi zor olsa gerek ki, hikayenin ciddi bir kısmı karanlıkta ve su içinde geçiyor! Kişisel fikrim… Bu dünyadan çok hoşlanmadım, çok başarılı da bulmadım tasvirleri. Kendisi için dünyanın sonunun yaklaştığı fikriyle başetmeye çalışan ezik bir adamın, dinlediği batılı müzikler, filmler ve seviştiği ya da sevişmek üzere olduğu kadınları okumaktan içim şişti. Haşlanmış Harikalar Diyarı adı verilen bir dünyadan çok daha fazla şey beklemişim sanırım.

Gelelim Dünyanın Sonu’na. Burada da surlarla çevrili bir şehir var. Gerçekliği sorgulanır durumda. Şehre giren yabancılar gölgelerini dışarıda bırakmak zorunda. Ve her yer tekboynuzlularla çevrili. Şehrin işleyişi mükemmel. Herkes halinden memnun. Hiçbirinin gölgesi yok ve dahi yüreği. Gölgesinden ve yüreğinden kurtulan bedenlerde ruh kalıyor mu? Bilemiyorum. Tekboynuzlular onu da hortumluyor olmasın?! Bu dünyanın kahramanı da (kitaptaki diğer herkes gibi isimsiz), gölgesinden ayrılmayı henüz hazmedememiş bir yeni yerleşen. Gölgesi gidince anıları da gidiyor, ona kalan bölük pörçük şeylerse tamamlanamadığı ve yüreği hala yerinde olduğu için acı veriyor. Bir de işi var: Rüya okuyuculuğu. Tekboynuz kafataslarından rüyalar okuyor. Yüreğinden ve gölgesinden olmuş insanların rüyalarını emen o mucizevî kafataslarından. Sonunda da kitap boyunca beklediğimiz aydınlanmayı yaşıyor.

Murakami’nin son kitaplarından İmkansızın Şarkısı tadı arıyor ve bulamıyorum bu nedenle. Bir kitaba çok gelecek yüzlerce detay var. Yarattığı iki ayrı dünyadan birine torpil geçtiği için diğeri öksüz kalıyor ve bu bende olmamışlık hissi yaratıyor. Sahilde Kafka‘da bahsettiğim gibi… Murakami okumayı seviyorum ama çok satan listesinden başka bir yere yakıştıramıyorum onun yarattığı yazını. Onun ülkesi çok daha iyi yazarlar çıkardı çünkü.

Yazarın okuduğum diğer kitapları 1Q84 ve Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları‘na dair yazılarıma linklerden ulaşabilirsiniz.

Latest Comments
  1. mustafa |
  2. Bir Kadın |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑