31.10.2017
Yaklaşık 1 yıl sürecek demiştim ya hani… Tam 1 yıl sürdü! Temmuz 2017’den beri kürkçü dükkanındayım. Heybemde bir dünya anı, hikaye ve deneyimle birlikte hem de… Yazma rutinim bozuldu ne yazık ki seyahatte. Seyahatte düzenli yazmak mümkün olmadığından değil, aklınızda öyle kalmasın, benim seyahatimde ne yazık ki mümkün olmadığından böyle oldu. Şimdilerde yeniden okuyor, fuarları ve yeni yazarları takip ediyor, yeni çıkan kitaplar üstüne arkadaşlarımla konuşuyorum. Kasımdaki Tüyap Kitap Fuarı ile üstümdeki ölü toprağını atıp seyahate çıkmadan önceki halime geri dönmeyi planlıyorum. O zaman, herhangi bir yerde denk geldiğimizde “Neden yazmıyorsun?” diye sitem eden; beni hem çok mutlu eden, hem de içimin burulmasına sebep olan insanlar için yol hikayeleri de yazmaya başlayacağım. En çok da kendim için! Anılar silinmeden, gazı kaçmadan…

28.07.2016
Kendi halinde bir motosiklet sürücüsü iken… Yok, bu sefer böyle yapmayacağım. 🙂 Yaklaşık 7 yıldır düzenli olarak yazmaya çalıştığım bu blogu ağırlıklı olarak okuduğum kitaplar hakkındaki fikirlerimi paylaşmak için kullandım. Şimdi ise yollardayım; okuma işini ciddiye aldığım gibi, motosiklet sürme işini de ciddiye alayım dedim ve Güney Amerika’ya gidiyorum. Temmuz 2016’da başlayan bu yolculuk yaklaşık 1 yıl sürecek. Bu dönemde okumaya devam edeceğim elbette ama basılı kitap değil, Kindle üstünden olacak hep. Kitaplar hakkında yazmayı da deneyeceğim ama yolda çok kolay olmayacaktır; zira motosikletle seyahat etmek hem çok vakit alan, hem yorucu, hem de bazen başka her şeyi unutturan bir uğraş. Döndüğümde aynı tempo ile kitaplar hakkında yazmaya devam edeceğim ama. O zamana kadar, “Ben Yazarsam Olur“u kitaplar için takip eden arkadaşlarım bu seyahat hakkında yazdıklarımı da okurlar mı acaba? 🙂

19.06.2014
Kendi halinde bir okur iken, kendi halinde bir yazara dönüştüm. Kendi halinde bir sinema izleyicisi iken, filmleri sevmeyince kendi kendine homurdanan bir meczuba dönüşmemek için de bu blogu icat ettim. Sonra bir baktım, her şeye kulp takmayı çok seviyormuşum meğer ben; kitaptı, sinemaydı derken aldı yürüdü, deriiiin bir aşkla sevdiğim ayakkabılarımdan bahsettiğim ve orada burada görüp de garipsediğim şeylere dair fikrimi beyan ettiğim bir Hyde Park’ım oldu. Her zaman kendi kendime konuşmuyorum elbet, arada ziyaretçilerim de oluyor. Siz de denemelisiniz, bazen gerçekten eğlenceli olabiliyorum. 🙂

Selin SEÇEN