Eve Yüzerken / Deborah Levy

eve yuzerken deborah levy instagramEve Yüzerken, Deborah Levy’nin Everest’ten çıkan kitabı. Ben 1. baskısını (Haziran, 2015) okudum. Çok güzel bir kapağı var kitabın, kapak tasarımı Beste Doğan’a ait görünüyor, resim de onundur herhalde. (Sade bir şekilde kapak resmi yazsa künyede, okuru da böyle soru işaretleriyle başbaşa bırakmasalar olmaz mı acaba?) Çeviren ise Elvan Kıvılcım.

Artık kesinleşti, kimi ödülleri alan yazarlar ve kitaplarla aram iyi değil benim. Bu kadarla kalsa iyiydi, meğer finalist olması bile yetiyormuş. Deborah Levy ile onu da tecrübe ettim. Pen, Goncourt vb alanları nasıl denk geliyor da seviyorsam, Man Booker alanları ya da finalistlerini sevemiyorum. Eve Yüzerken 2012, Man Booker finalistleri arasında imiş meğerse. Böyle bir önyargıyla başlamadım elbet okumaya. Kitaba dair yine haddini aşan övgüler, çığır açan edebiyat olayı gibi yorumlar okuyarak haberdar oldum Eve Yüzerken’den. Eh, meraklı bir kurt düştü içime, İstanbul Kitap Fuarı‘ndan aldım. (Fuardan aldıklarımı da bir değirmen edasıyla öğütmeye devam ediyorum.)

Kitty Finch, bir Betty Blue olabilecekken Deborah Levy’nin gazabına uğrayıp anoreksik olduğundan emin bile olamadığım kör topal bir kitap kahramanı olmuş. Eve Yüzerken, yazdığı şiirin adı. O şiiri, meşhur şair Joe Jacobs’a ulaştırabilmek uğruna, Jacobs ailesi ve arkadaşlarının Fransız Riviera’sında tatil için kaldıkları villanın havuzuna çırılçıplak girmeyi uygun buluyor. Yangın yeri misali turuncu saçları, kitap kapağından hallice yeşil tırnakları ile botanist Kitty hepsinin rahat, düzenbaz hayatının ortasına mini bir bomba etkisi yaratarak düşüyor. Birkaç yerde koca memeli olduğunu da belirtmeden geçememiş yazar. (Kitabın geneline nasıl bir katkı sağlıyordu ise artık!) Güya bomba etkisi yarattığı hayatlar ya çoktan parçalanmış ve son bir çatırtı bekliyor ya da çoktan batağa batmış ve içinde debelenmekle ilgili çok da problemi olmayan insanlardan oluşuyor. Isabel, Joe’nun karısı dünyanın pek çok yerinde, tehlikeli alanlarda muhabirlik yapmış, eşi Joe ve kızı Nina’nın hayatındaki boşluğu uzun zamandır başkalarının doldurduğundan haberdar. Bedeni orada ama ruhu çoktan gitmiş. Kitty Finch’e aslan muamelesi yapmamızı isteyen parçalanma burada işte, ama Kitty kedicik sadece miyavlıyor, o bile yeterli oluyor, arka kapakta yazdığı üzere “tekinsiz bir modern zaman rüyası” haline filan gelmiyor hikaye. Hatta yazarın stili François Ozon’a benzetiliyormuş ki, en çok burun kıvırdığım bölüm bu oldu. İçinde havuz geçen her kitap, film Swimming Pool‘a benzese halimiz yaman olurdu!

Eve Yüzerken, bölük pörçük parçalardan kendinize roman yazmanızı isteyen bir kitap. Aynı villada kalan Joe, Isabel ve Nina Jacobs; arkadaşları Mitchell ve Laura, yan komşuları Madeleine Sheridan, görevli Jürgen, bar sahibi Claude… Hepsi Kitty Finch’in yapay seksüel cazibesini bir muğlaklık perdesi arkasında anlatmak uğruna heba edilmiş karakterler. Sonuçta elimde bir trajedi kalıyor evet ama ne uğruna olduğunu anlamak için kitabın sayfalarını büyüteçle incelemek zorundayım. Sayfaların arasında baldıran otunu kaybetmediysem tabii!

Isabel, Londra’daki evinde, kendisini bir tür hayalet gibi hissediyordu. Çeşitli savaş bölgelerinden eve döndüğünde, ayakkabı boyasının ya da yedek ampullerin onun yokluğunda yer değiştirdiklerini, belki öncekine benzer, ama yine de bambaşka bir yere konulduklarını fark ederdi. Aile evindeki yerinin de en az o eşyalarınki kadar eğreti olduğunu öğrenmişti Isabel. Bu dünyada yapmak istediklerini gerçekleştirebilmek için, bir eş ve anne sıfatıyla yaşamda sahip olduğu yeri kaybetme riskini göze almıştı.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑