Damızlık Kızın Öyküsü / Margaret Atwood

damizlik kizin oykusu margaret atwood instagramDamızlık Kızın Öyküsü, Margaret Atwood’un kitabı. Afa Yayınları’ndan çıkmış Ekim, 1992 baskısını okudum. Kaçıncı baskı olduğunu bilmiyorum çünkü yazmıyor. Çeviri Sevinç-Özcan Kabakçıoğlu’na ait.

Afa yıllar önce kapandığı için Damızlık Kızın Öyküsü’nü bulmak çok zor. Zaman zaman nadirkitap.com‘a düşüyor ancak fahiş fiyatlarla satılıyor. Muhtemelen 1992’de tek baskı yapmış kitap ve devamı gelmemiş, piyasada hepi topu 1000 adet var belki de ve o da benim gibi yıllarca acaba bu kitapta ne anlatılıyor diye merak edenler tarafından çeşitli yollarla bulunuyor. Feminist distopya olarak kategorilendirilen bu kitabı okumak için 30-40 lira vermenize değmeyeceğini üzülerek baştan söyleyeyim ki, sahaflar sizi kazıklamak için fırsat kollamasın. Ben 8 liraya almıştım! (Yazıyı yazdığımda piyasada çok zor bulunan kitabın yeni baskısı yapıldı, fırsatçıların eline düşmeyin, ilgili yazı şurada!)

Damızlık Kızın Öyküsü Gilead Cumhuriyeti’nde geçiyor. Koyu Hristiyanlık, teokrasi ve askeri diktatörlük ülkeyi (eski adıyla Amerika’yı) ele geçirmiş durumda. Bir terör saldırısı sonucunda Başkan ve kongre üyelerinin çoğu ölmüş ve radikal bir grup duruma ivedilikle el koymuştur. Grubun ilk icraatlarından biri de kadınların haklarını ellerinden almak ve toplumu muhafazakar Hristiyanlık inançlarına göre yeniden dizayn etmek olmuştur. Bu dizaynın içinde kadınların okumak, herhangi bir mülk sahibi olmak gibi ayrıcalıkları yoktur. Nükleer sızıntılar ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar neticesinde doğurganlık önemli ölçüde azalmış ve sağlıklı kadınlar neslin tükenmemesi için hapsedilmeye başlanmıştır. Standart hapis süreci yerine o kadınların hakları gasp edilmiş; alacakları nefes, yiyecekleri ekmek bile sınıflandırılmış ve adları ellerinden alınmıştır. Damızlık Kızın Öyküsü’nü de onlardan biri anlatıyor. Kitabın orijinalinde Offred adı, Türkçeye Fred’inki olarak geçmiş, damızlık kızların adları yok çünkü. Ancak ve ancak o dönem tayin edildikleri komutanların adları ile anılabiliyorlar. Fred’inki olayların başlangıcında evliymiş ve hatta bir kızı varmış. Gidişatın vahametini fark edince kocasıyla Kanada’ya kaçmaya çalıştıysa da başarılı olamamış ve hem kocasını kaybetmiş, hem de kızı elinden alınmış.

Hikaye genel hatları ile böyle. Bu genel hatlardan yola çıkarak yaratılan yeni dünya düzeninin tam olarak neye benzediği, kuralların nasıl işlediği, damızlık kızların neye göre seçildiği, diğer sınıfların belirlenmesinde kullanılan yöntemler gibi daha detaylı bilgiler ve sağlamlık ararken elimde çoğunlukla Offred’in melankolisi kalınca hayal kırıklığına uğradım. Kitabı ilk duyduğumda adından bile etkilendiğimi anımsıyorum, zira bahsedilen dünya düzeni aslında pek çok toplumda hüküm süren, sadece bu denli net bir şekilde adlandırılmamış bir çeşit kölelik; kadın kimliğinin yok edildiği en korkunç noktalardan biri. Haliyle yaratılan evrenin inandırıcılığına ve kitabın adını seçerken bile hedeflenmiş vuruculuğuna ihtiyacım vardı okurken ancak o dünya benim için toprağa sağlam basmıyor ve ne yazık ki suyun üstünde yüzüyor. İlk Margaret Atwood kitabım idi Damızlık Kızın Öyküsü, Tufan Zamanı sırada bekliyor. Belki de ben fazlaca beklenti içine girmiştim yıllarca bu kitabı sayıkladığım için, Tufan Zamanı’nın kredisini burada yemiyorum o nedenle, devrediyorum Margaret Atwood hatrına.

Bir başka feminist distopya örneği için Swastika Geceleri yazımı okuyabilirsiniz.

Etiketler:

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2017 Başa Dön ↑