Bülbülü Öldürmek / Harper Lee

bulbulu oldurmek harper lee instagramBülbülü Öldürmek, Harper Lee’nin Sel Yayınları’ndan çıkan kitabı. Ben 2. baskısını (Eylül 2014) okudum. Çeviri Ülker İnce’ye ait.

Mockingbird, elbette bülbül değil. Merak ediyorsanız şu mockingbird sesi, şu da bülbül sesi; görüntüleri içinse Google emrinize amade. Fakat çeviride bülbül yerine alaycı kuş kullanılsa idi, muhtemelen Harper Lee’nin anlattığı hikayenin ekseni kayacaktı. Bu haliyle kulağa çok daha güzel geldiği aşikar.

Irkçılığın sevimsiz zamanlarında, 1930’larda geçiyor öykü. Küçük bir kız çocuğu olan ve bizim yeni romancıların aksine gerçekten küçük bir kız çocuğu gibi konuşturulmuş Scout Finch’in ağzından dinliyoruz olanı biteni. Kardeşi Jem ve yazın gelip onlarla vakit geçiren Dill’in de dahil olduğu, birkaç yıla yayılmış, haksızlığın herkesi kızdırmadığı zamanların hikayesi anlatılıyor. Sorulan bütün sorulara olabildiğince açık yanıt vermeye çalışan ve anneleri ölmesine rağmen iki düzgün çocuk yetiştirmek için uğraşan Atticus Finch de hikayenin bonusu. Atticus ve Scout’un ilişkisi her kız çocuğunun hayal ettiği şeydir herhalde. Baba tarafından ciddiye alınmak, babanın en kıymetlisi olmak ve her şart altında savunulacağının, yanında durulacağının bilinmesi… Anne yokluğunda bile her şeyi çocukları için yoluna koymaya çalışan ama bu nedenle ideallerinden vazgeçmemiş bir baba. Güçlü, saygı duyulası, gıpta edilesi… “Kız” gibi davranması için baskı uygulanan Scout’u kimliğinden vazgeçmemesi, seçimlerinden çark etmemesi için destekliyor. Ergenlik sorunları yaşayan Jem’e anlayış gösteriyor. Üstelik bütün bunları ırkçılığın nefes almak kadar basitçe benimsendiği ve bir adamın bu nedenle hayatını kaybetmekle karşı karşıya kaldığı zamanlarda yapıyor.

Size de biraz Superman gibi gelmedi mi?.. Kitaba dair olumsuz yargım bu sanırım. Karakterler pırıl pırıl, kenarları çok kalın çizilmiş. Çocuklar çocuk sadece, geri kalanı hayal ürünü gibi biraz. Sinemaya uyarlanmış versiyonundaki gibi karikatürize zaman zaman. Gözünü kin ve nefret bürümüş bir kitle var, sorgusuz sualsiz düşmanlar siyahî vatandaşlara karşı. Bir de adalet dağıtıcı var, aynı zamanda muhteşem bir baba, iyi bir erkek kardeş, anlayışlı bir ev sahibi. Gri yok muydu acaba hiç? Bu haliyle gerçekçilikten uzak ve masalsı. Üstelik yazarın özyaşam öyküsünden kesitler içeriyormuş, belki bu nedenle böyle flu hale gelmiştir kahramanlar ve idealize edilmişlerdir. “Gerçek” olmaları kurgusal yanlarına zarar vermiştir belki ve gücünü gelincik gibi kemirip atmıştır.

Bunlara rağmen çabuk okunan, tatlı bir kitap Bülbülü Öldürmek. Amerikan Edebiyatı’na dair olumlu hislerim olmadığı blogun genelinden rahatlıkla anlaşılıyor artık, yine de böyle temel taşları için şans vermeye devam ediyorum hem kendime, hem de kocaman bir ülkenin edebiyatına. Ancak edebiyatta melankoli ve romantizme karşı hissiz olduğumu fark ediyorum zamanla, okuduğum her kitapla. Belki de tür değiştirmemin zamanı gelmiştir.

No Responses

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑