Bir Sabah Uyandığımda Yoktum / Işıl Kocaoğlan

bir sabah uyandigimda yoktum isil kocaoglanBir Sabah Uyandığımda Yoktum, Işıl Kocaoğlan’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabı. Ben 1. baskıyı (2015) okudum.

Stranger Than Fiction‘ı izlediniz mi? İzlemediniz mi? Bu kitabı okumadan önce bir göz atın öyleyse; parlak bir fikir nasıl inandırıcı bir şekilde ve iç daraltmadan, derdini parmağını gözümüze sokmadan anlatılır, görürsünüz. Standart kurgudan sapmış her kitaba “Kafkaesk” diyen kitleye de selam verirsiniz belki sonrasında. Kafkaesk(!) olmak bile bu kadar kolay olsa keşke!

Bir adet beyaz yakalı mevcut elimizde; erkek, spor yapıyor, evi-arabası var, her sabah (muhtemelen) Starbucks’a uğruyor, plazada çalışıyor. Modern zaman kölesi, terfi peşinde, kendisi de dahil etrafındaki herkesle savaş halinde, vefa kavramından haberi yok, bomboş hayatının eğlenceliklerini hobi zannediyor, her gün aynı çarkın içine girip de dönen hamstera gülüyor ama kendisi yapınca ona daha anlamlı geliyor ve bir sabah… Uyandığında kendini bulamıyor. Yok olmuş! İllüzyondan ibaret hayatından koparılıp atılmış, kendisini aynada bile göremiyor. İlk aklına gelense işi, kariyeri ve yeni aldığı terfisi oluyor.

Giriş böyle olunca bahsettiğim film geldi aklıma. Eşyalar, düşünceler öyle büyük bir hesaplılıkla yerleştirilmişti ki, gidişatın bir dış sese bağlanacağını üç aşağı beş yukarı kestirebilmiştim. Ancak, ah keşke bu kadar yavan bir şekilde yapılmasa idi. Standart bir beyaz yakalı portresi çizerken dilde ve içerikte yeni hiçbir şey sunmayıp sondaki gelişmeden etkilenmemizi ummak biraz safdillik olmuş. Kısa bir hikaye olsa idi, kalemin kıvraklığı ile vurucu hale gelme potansiyeli olan malzeme küçük bir roman kıvamına sokulunca tavsamış. Renksiz, tatsız tuzsuz bir vaade dönüşmüş. Beni hiçbir şeyi sorgulamaya itmediği gibi, söylediği hiçbir şeyi de yeni ve pırıltılı bulmadım.

Kitaplar hakkındaki yorumları okuduğumda bazen gerçekten şaşırıyorum. Kitapların içerdiğinden ya da yapmayı amaçladığından çok daha nitelikli yorumlar yapan okurlar, bloglar var. Fakat her ne hikmetse o yavan kitabı beğenmiş oluyorlar. Acaba yavanlık ve sadelik birbirine karışan şeyler mi?.. Yahut aşikar bir şekilde su birikintisine benzeyen şeyde deniz görüyor olmak, hayalgücünün daha ötesinde bir durum mu? Aslında… Yayınevi kitabın tanıtım sayfasına “debdebeli” yazarsa, okur ne yapmaz ki?.. Keşke böyle büyük iltifatlara okur karar verse, keşke satış stratejisi bu kadar göze sokulmasa…

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑