Bin Yıllık Hemşehri / Halil Babilli

bin yillik hemsehri halil babilli instagramBin Yıllık Hemşehri, Halil Babilli’nin April Yayıncılık’tan çıkan kitabı. Ben 2. baskıyı (Ekim, 2015) okudum. (Kitaba link veremiyorum zira April Yayıncılık Tüyap hazırlığı nedeniyle kitabı internet sitesine henüz koyamamış sanırım.)

Halil Babilli’yi Twitter hesabı sayesinde tanıdım, hatta şu yazıda dahil olduğu üçlünün sohbetini sevdiğimi paylaşmıştım. Enteresan bilgiler paylaşıyor, daha önce hiç görmediğim fotoğrafların hikayelerini anlatıyordu. Goodreads’te bir hesabı olduğunu paylaştığında iletişim kurup site üzerinden tanış olmak istedim, acaba neler okuyor diye merak etmiştim fakat pek oralı olmayınca takibime sessizce devam ettim. Bin Yıllık Hemşehri daha önce blogunda anlatmaya başladığı hikayenin devamı aslında, Theo’nun bir garip öyküsü. Theo kim mi? Kapakta koyu renkli resmedilmesine rağmen renginden emin olamadığım bir gelincik.

Theo, firavun misali dua ederken duası kabul olunca ölümsüz bir gelinciğe dönüşen Bizanslı genç bir adam aslında. 163 sayfalık kısacık hikayesinde 15. yüzyıldan 20. yüzyıla hızlıca gezdiriveriyor bizi. Yazarı gibi pek çok enteresan bilgiyle süsleyerek yaptırdığı bu yolculuğun bir kısmı gerçek, bir kısmı kurgu. Edebiyatta gerçeği takip etmek konusuna hiçbir ilgim olmadığı için kurgu olarak kabul ettim her şeyi ve önsözde beni davet ettiği oyuna icabet etmedim, sürprizleri olmadan da eğlenceli zaten Theo’yu okumak.

Fantastik bir roman Bin Yıllık Hemşehri. Bir gelinciğin burnunu soktuğu İstanbul dehlizleri, meftunu olduğu sucuğu, golemleri, ifritleri, denizcilik bilgileriyle harman olmuş hızlı bir yolculuk. Zaman zaman başroldekinin gelincik mi, o bölümde paylaşılan hikaye mi olduğunu sorgulatıyor okurken. Kapaktaki labirente bir gelincikle girmeyeceksem, olayların herhangi bir tarihi-fantastik romandan ne farkı olur? Hikayeyi sunmak için seçilen, insan ruhundan kopup ölümsüz gelincik ruhuna hapsolmuş Bizanslı Theo gayet orijinal bir fikir ancak onu hikayelerin aksesuarı yapmak, olayları ön plana çıkarmak nazarımda fikrin biricikliğini zedeliyor.

Zaman zaman eski, günümüzde kolay kolay kulağınızda çınlamayacak kelimeler kullanılmış, ben hepsini de sevdim. Theo sayesinde karakancoloz gibi bir ifritle tanıştım, yetinmedim, birkaç saatimi çeşit çeşit ifrit hakkında bilgi toplayıp okuyarak geçirdim. Golemi okuyup güldüm, yine yetinmedim, pek çok golem hikayesi buldum kendime okuyacak. Üstelik bunların hepsini bir günde yaptım. Bin Yıllık Hemşehri akıcı diliyle hikayeyi takip etmeyi kolaylaştırmış, enteresan ve gizemli hikayeleri ile de devamını merak ettirmiş. Sonuna dair şikayetim belli, çok çabuk bitti! Üstelik Sherlock gibi bir yerde bitti. Devamı ne zaman gelecek bilmiyorum ve evet, devamında ne olacak, gerçekten merak ediyorum.

Sosyal medyada göğe çıkarma kampanyası dahilinde İhsan Oktay Anar’a benzetilmiş Halil Babilli. Yapmayın, etmeyin, farklı kategorilerde değerlendirmek lazım bence. İhsan Oktay Anar’ı takdir eder, sever ve Halil Babilli’den daha derinlikli bulurum elbette. Ancak “satmak”tan bahsedeceksek Halil Babilli yoluna devam ederse ipi çok daha hızlı göğüsleyebilir. Yaptığı, yazdığı popüler kültürde daha hızlı yer bulabilir bence kendine.

Kapak tasarımı Zeynep Özatalay’a aitmiş, çok güzel olmuş. Hem kitaba dair hislerimi güçlendirdi, hem de uzun zamandır gördüğüm en derli toplu kapaklardan biri oldu. 

Latest Comments
  1. a. |
    • Selin Seçen |
  2. a. |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑