Freecycle, Atmaver ve benzerleri üzerine… Sakın verme, sende kalsın!

freecycle istanbul

Aşağıdaki yazıyı Freecycle başlığı altında 27 Ocak 2015’te yazmıştım ve blogun en çok görüntülenen yazılarından biri olmuştu. Yaşadığım yeni tecrübe, yazdığım şeyin aksi niteliğinde olduğu için güncellemeyi gerekli gördüm.

Yazıda bahsi geçen kalabalık grubun adı artık Freecycle değil, Atmaver. Freecycle ve Atmaver vasıtasıyla evde kullanmadığım ve maddi değeri olan/olmayan onlarca eşyayı sahiplendirmiştim. Dün rastlantı eseri, yine Facebook’ta bulunan ve ürün satışı yapılan bir başka grupta geçen sene verdiğim onlarca kıyafetten birkaçını satışta gördüm. Aaa benim elbisemden diyip linke tıkladığımda satan kişinin zaten elbiseyi verdiğim insan olduğunu görmek gayet sevimsiz bir durumdu. Hemen mesaj attım. Zira Freecycle mantığına ters idi yapılan şey. Eşyaları ben satmayı bilmiyorum da, satsınlar kar elde etsinler diye başkalarına mı veriyorum! Sadece artık kullanılmayan şeyler dolap bekleyeceğine bir başkası giysin/kullansın diye vesile oluyorum; satıp para kazansın diye değil. Etik olmaktan gayet uzak bu hareketi sergileyen insandan gelen cevap ürünlerden elde ettiği gelirle sokak hayvanlarına yardım ettiği yönündeydi. Kıyafetleri verdiğimden beri arkadaş listemde olan birinin, sokak hayvanlarını bu denli düşünen birinin nezakaten bile olsa bana bunu sormaması, ben “yakalayınca” böyle bir açıklama yapması elbette hiç inandırıcı değil. Ben de durumu Atmaver grubunun yöneticilerinden birine bildirdim. İlgili kişinin profilinden “eğitimli, bilinçli” biri olduğuna kanaat getirip yaptığı meslek nedeniyle neden çıkarcı bir zihniyet barındırsın ki diyerek kişiyi gruptan uzaklaştırmadı bile. Uzaklaştırmama nedenlerinden biri de çok fazla eşya vermiş olması idi. Ben de veriyorum, tek fark, verdikten sonra reklamını yapmaya ihtiyacım kalmadığı için ilgili iletiyi anında siliyorum.

Alınan derse gelince… Bugünden sonra Freecycle ve benzeri oluşumlar hakkında dikkatli olunması için yazma gereği hissettim. Sizden “lazım” diyerek eşyalarınızı bedelsiz alanlar, bir bahane uydurarak başka oluşumlarda o eşyaları satabilirler. Güzel bir kılıfla beraber sunarlarsa da herkes inanır. Böylelikle çark döner, siz paylaşıyorum zannedersiniz, aslında kullanılıyorsunuzdur. Oluşum da sizin gibi insanların kullanılmasına vesile olur.

Grup yöneticisiyle yazıştıktan sonra ilk iş Atmaver’den ayrılmak oldu. Bir daha bu oluşum vasıtasıyla tek bir çöp bile vermem kimseye. Grubu kuranlar, böyle bir duruma izin vereceklerse, adına da “geri dönüşüm”, insancıllık vs diyeceklerse her şeyi 1 TL’den satarım, en azından kullanılmış gibi hissetmem. Size de tavsiyem biriyle bu oluşum üstünden bir şey paylaşacaksanız, verdiğiniz şeyi satılırken gördüğünüzde ne hissedeceğinizi düşünmeniz. Belki sizi de yarı yoldan çevirir bu his.

24.05.2016


27.01.2015

Hep olur ya hani, bir şeyi çok istersiniz, alıp eve getirirsiniz, sonra bir iki kez kullanıp hevesinizi alır ve bir köşeye atarsınız. Ya da mobilya yenilersiniz, eskisiyle bakışıp durursunuz, “ne yapsam ki acaba ben seni” diye söylenirsiniz. Kilo alır/verirsiniz, eski kıyafetleriniz dolapta yer işgal etmeye devam eder. Hep onları verecek birini arar durursunuz ama her zaman doğru hedefi bulmaz o eşyalar. Apartmanların çöp kutularının yanında bekleyen mobilyalardan anlarım bunu en çok, yıllarca her ağırlığı taşır, yine de uygun birine verilmek için sabredilecek birkaç günü hak etmez.

Ben de tüketim toplumunun bir parçasıyım, pek çok konuda daha bilinçli bir parçası olduğum için verilmeyi bekleyen yığınla eşyam, kullanılmayan objelerim vs yok evde ama yine de artık kullanmadığım, belki hayatım boyunca ihtiyaç duymayacağım şeyler var. Kimisinin anısı var, kimisini bir yerlere terk etmeye kıyamamışım. Bazılarını da yıllarca tanıdıklarıma vermek için bekletmişim. 2. el kavramına pek inanmam, kıyafette bile. Yıkıyorsunuz, biraz daha eski ama sizin için yeni bir kıyafete dönüşüveriyor. Bu fikre sıcak baktığımı bundan 10 yıl önce TRT’de çalışan ve yıllar boyunca gezmiş, kıyafetlerinin çoğunu da yurtdışından almış 50’lerinde bir hanımı evinde ziyarete gittiğimde fark etmiştim. Salonunun bir köşesi katlanmış kıyafetlerle bezeliydi, hayırdır diyince artık giymediğini ve verecek birilerini aradığını söyledi. Kurcalamak için izin istedim ve bana olan, almaya kalksam asgari ücretin neredeyse tamamını vermem gerekecek nitelikte etekler, elbiseleri kucaklayıp götürdüm yanımda. Artık kullanılmayan her şey, işe yaramaz ve çok eski demek değildir. Sahibinin evinde kendine yer bulamıyor olabilir, sığdırılamıyor ya da artık zevkine hitap etmiyor da olabilir, şans verin. Her şeyin sıfırına “sahip olmak” zorunda değiliz.

Bu arayışla bir gün Freecycle İstanbul topluluğuna denk geldim Facebook’ta. Birkaç gün gezinip ne yaptıklarını anlamaya çalıştım ve sonra sırayla evde artık kullanmadığım ne varsa sahiplendirmeye başladım. Sonra hızımı alamadım, birkaç kitap sahibi oldum. İşleyişini öğrendikten sonra da etrafımdaki insanlara tavsiye etmeye başladım. Daha çok insanın haberi olsun istediğim için de bloga taşımaya karar verdim.

Sistem çok kolay. Kullanmadığınız bir obje, eşya, kıyafet var diyelim ki… Sayfaya girip fotoğrafını ekliyorsunuz ve aynı post içinde “Teklif: Eşya ve yer” yazıyorsunuz. Sonra bekliyorsunuz, sayfa sahibi onaylayacak ilanınızı. İlanla ilgili özel mesaj almak istemiyorsanız özellikle belirtin, kargo yapmak istemiyorsanız da belirtmeyi unutmayın. Çoğunluk detayları pek umursamayacak, onları görmezden gelin, canınızı sıkan biri mi oldu, ilanınızdan bağımsız geyik mi yapıyor, engelleyin gitsin. Mümkünse kargodan uzak durun, başıma gelmedi ama sayfada birkaç kez okudum, talip olup da kargo bedeli ödemeye gelince yollanan şeyi teslim almayan insanlar varmış. Güzellik yapmaya çalışırken kandırılmak pek sevimli bir his olmayacaktır. İlgili şeyi kime mi vereceksiniz? İşte o size kalmış; ister ilk talipliye verin, ister çekiliş yapın, ister kara kaşa göze kanın. Ben sonuncuyu tercih ediyorum. Verilen şey maddi olarak kıymetli ya da değil; içime sinen, sıcak birine vermek istiyorum. Bu özgürlüğüme laf eden mi var, hımm, onu da bir çırpıda engelleyiveriyorum. Bir de Freecycle noktaları var, İstanbul için tabii ki, Anadolu ve Avrupa yakasında ve şimdilik, birer adet. Adreslerini özellikle paylaşmıyorum yazıda, Facebook sayfasında ararsanız bulursunuz. Zira garip insanlar var. Sunduğunuz şeye talip oluyorlar, paketleyip o noktaya bırakıyorsunuz, hiç tanımadığınız insanlar için zaman ayırıyorsunuz ve onlar eşyaları söyledikleri zaman diliminde almıyorlar. Muhatabına saygısızlık olması dışında, bir de Freecycle noktaları bu işi gönüllü olarak yapan iş yerleri olduğu için, yığılmış sahipsiz eşyalarla uğraşmak zorunda kalıyor ve doğal olarak bazıları bir süre sonra pes ediyor. Talip olurken yaşadığınız mesajlaşma trafiğini, alıcılar belirlenen gün ve saatte oraya gitmediklerinde yaşayamıyorsunuz, genelde ortadan toz oluyorlar. Zaman içinde daha rahat ayırt eder hale gelebilirsiniz bu insanları ve paylaştığınız insanlar sizin için daha sevimli tecrübelere sebep olabilir. Şans tanımak lazım.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑