Algan Sezgintüredi / Katilin Meselesi-Uşağı-Şahidi ve Maktulün Şansı

algan sezginturedi instagramAlgan Sezgintüredi kaleminden çıkan bu serinin ilk kitabını birkaç ay önce okumuş ve hakkında düşündüklerimi şurada paylaşmıştım. Şimdi sıra serinin kalan 4 kitabında. İlk üç kitabı (Katilin Şeyi, Katilin Meselesi, Katilin Uşağı) Versus’tan çıkmış e-kitap versiyonu ile son iki kitabı ise (Katilin Şahidi, Maktulün Şansı) April Yayıncılık’tan basılı olarak okudum.

Her ne kadar yazarından onaylı bir sıra olsa da, ben kitapları karışık okumama rağmen takip etmekte ya da karakterleri anlamakta sorun yaşamadım. Hatta ilk kitabın, ilk bölümünde sürprizbozan olduğunu fark edip orayı esgeçmişliğim bile var. (Yine de seriyi okuyacakların Katilin Şeyi ile başlamalarında fayda var; zira Vedat Kurdel, Tefo ve dedektiflik bürosunun ortaya çıkışına kronolojik sırayla dahil olmak daha anlamlı.)

Katilin Meselesi; serinin ikinci, benim son okuduğum kitap. Son kitaba doğru hem yaşlanan, hem de olgunlaşan Vedat Kurdel bu kitapta yok. Yine deli, yine çenesi düşük ve yine bolca boş bulunuyor, eh haliyle başına gelmedik kalmıyor. Kitabın başındaki “pastoral diyalektik” yanlış kitaba mı başladım acaba diyip kapağa döndürdü beni. Değilmiş, yine ortalardan bir bölümle başlamışım meğer ama bu sefer hikayeyle bağını kurmakta çok zorlandım. Kafasına darbe almamış Vedat’ın düşük çenesine ve hayal gücüne zaman zaman yetişmekte zorlanıyorken bir de darbeli Vedat’ı algılamaya çalışmak oldukça yorucu oldu. İçindeki doğaüstü materyale ve bence çok zorlama kaçan Hamlet’e rağmen serinin en eğlenceli bulduğum kitabı idi. Çok katmanlı oluşu, hikayenin çözülme şekli, her ne kadar isimleri değiştirilmiş olsa da coğrafyanın ve insanların tanıdık gelmesi özel dedektiflerin macerasını daha zevkli kıldı. Sinemaya uyarlansa izlemekten mutlu olurum, hatta kıvrak bir elde ne güzel filme dönüşür dediğim kitap oldu.

Katilin Uşağı, yanlış yer ve zaman kavramının söz konusu iki dedektif olunca nasıl doğru yer ve zamana dönüşebileceğinin kanıtı. Taze evli Tefo için sorun her ne kadar böyle çabuk çözülmese de Vedat’ın kırdığı cevizlerin, fındıkların ardını toplamak için dahil oluyor yeniden hikayeye. En olmadık yerde yanıp da sırları açık eden lambalar misali, Tefo da dahil olduğu her andan bir parça koparıp olayı çözmekte Vedat Kurdel’e yardım ediyor.

Katilin Şahidi’nde, Vedat’ı bir yılbaşı yemeğine katılmayı planlarken yakalarız. Aslında dedektiflik bürosu sekreteri Nilgün ile başgöz edilmeye çalışılıyordur ancak bu duruma biraz geç uyanır. Üstelik pişmiş hindinin(!) başına gelmeyecekler yine Vedat’ın başına gelir ve bir de cinayete tanıklık eder. Eder de ortada sadece ceset vardır, kapalı kapılar ve duvarlar içinden geçmediyse katil sır olmuştur. Olayı çözmek cefakar Vedat ve Nilgün’e kalır.

Maktulün Şansı, serinin-şimdilik-basılmış son kitabı. Vedat ve Tefo’nun hem arkadaşları, hem de hukuki meseleleri danıştıkları avukat Seyfo dahil olur bu sefer hikayeye ve dedektiflerden yardım ister. Eski bir gönül yarasının oğlu kayıptır ve başına bir iş gelmeden bulunmalıdır.

Algan Sezgintüredi’nin serisine başladığımda eğlenmiş ve devamını iple çekmiştim, itiraf edeyim. Katilin Şeyi’nde Vedat ve Tefo’yu yeni tanımış olmak, o ilk heyecanları, çözdükleri olay, Türk soslu dedektiflik macerası yeniydi benim için. Vedat’ın tespitleri, hantallığı, düşüncesizce daldığı her şey bu dedektiflik macerasını okunur ve eğlenceli kılıyordu. Tefo’nun hem görünüş, hem de zihinsel olarak Vedat’ın tam zıddı bir karakter olması ise ikiliyi sinemadan ya da edebiyattan tanıdığım diğer pek çok ikili gibi zihnimde ayrı bir yerde konumlandırmama neden oluyordu. Ancak ilerleyen kitaplarda özellikle Vedat’ın bitmek bilmez sayıklamaları, kendi kendisiyle konuşmaları, içindeki iyiyle kötüyü, içindeki sabırsızla akıllanan tarafını savaştırması bir süre sonra yorucu olmaya başladı. Bazı bölümleri atlayarak okumaya başladım zira okuduğumun polisiye olduğunu unutturacak denli çok geçmeye başlamıştı bu bölümler. Belki bir ya da iki kitap olsa idi, daha az maruz kalacağım için bu denli yorucu ve dikkat dağıtan bir şey olmaktan çıkardı ama beş kitap boyunca artan bir şekilde iç çekişmelerini dinlediğim Vedat artık gerçek bir karakter gibi değil de, karikatürize bir dedektif gibi gelmeye başladı. Derinliğini yitirip yazılandan ibaret iki boyutlu bir roman kahramanına dönüştü. Sinemaya uyarlansa ne güzel olur derken karakter çoktan 3 boyutlu olmuştu benim için, okudukça o etkinin kaybolması üzücü oldu. Devamlılıkta rastladığım kimi sorunlar da var üstelik, kitapları karışık okuduğum için bu denli net tespit edebiliyorum sanırım. Erkek öyküsü anlatıyor bu seri, farkındayım, adı zikredilen hiçbir kadın karakter hikayenin derinliğine katkıda bulunmuyor. Ne Tefo’nun karısı taş koymaktan ya da izin vermekten öte bir anlam taşıyan, yaşayan bir karaktere dönüşüyor ne de Katilin Meselesi’nde malum kadın karakterin Vedat’a niye yaklaştığını anlayabiliyoruz. Katilin Uşağı’nda çok güzel, ama çok güzel kadının da aptal çıkması tuz biber ekiyor bu durumun üstüne. Yine de… Yine de… Devamlılık önemli. İlk kitaplarda kafası çok da çalışmayan, söylenenleri ilk seferde anlamaktan aciz Nilgün; sonlara doğru, özellikle Katilin Şahidi’nde leb demeden leblebiyi anlar hale geliyor. Ancak öyle biri olunca mı Vedat’a layık oluyor da böyle bir devamlılık hatasına düşülmüş bilemedim. Bir de bazı kısımlarda ikna sorunu var, tamam hayalete ikna olmam benim problemim ama doğaüstü olmayan ama yine de ucu açık bırakılmış kimi olayları bir dedektiflik öyküsü içinde hazmetmek istemiyorum. Hepsine cevap istiyorum. Belki de Katilin Meselesi’nde Hamlet’e bu nedenle ikna olmadım çünkü yeterince anlamlı bulmadım.

Algan Sezgintüredi’yi kullandığı pırıl pırıl, oyuncaklı ve kıvrak dili nedeniyle çok sevdim. Yeni kitapları çıktığında da okumaya devam edeceğim. Vedat ve Tefo’nun maceralarıyla başta ümit ettiğim kadar mutlu olmadım, kabul ediyorum ama yine de polisiye türün hayranı olmadığım, üstelik yabancısı olduğum düşünülürse 5 kitabı da pes etmeyip okuduğum için böyle özenli bir kalemden çıkacak yeni kitapları da okumak konusunda hevesimi kaybetmeye hiç niyetim yok.

Latest Comments
  1. Hebergement web |
    • Selin Seçen |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑