Acemi Kampçının Günlüğü-2

kamp malzemeleri ben yazarsam olur

“Taşınacak ilaçları azaltmak için soğuğa karşı icat ettiğimiz çözümler” isimli yazının fotoğrafı olacaktı aslında. 😀

 

Her ne kadar sıcaklardan ve temizlik sorunundan dolayı bir süredir kamp yapmasak da, benim gibi acemi kampçılara örnek teşkil edebilecek bir taşınacaklar listem hala var. 🙂 İlk yazıda kampa giderken, hele de uzun süreli kalmak planlanıyorsa, eşya taşıyacak alan da kısıtlıysa işe yarayabilecek bir giysi listesi paylaşmıştım. O giysi listesinden homurdandığım o çok bilindik, pahalı terliği ve outdoor pantolonlardan birini çıkarıp yoldaki arkadaşlarımdan birine emanet ettim, şimdi çok daha hafifim. Sıra yanımda olan ve az/çok ihtiyaç duyduğum, kullandığım/henüz kullanmadığım ilaçlar, kozmetikler ve kişisel bakım malzemelerinden bahsedeceğim. Muhtemelen daha çok hemcinslerime hitap eden bir yazı olacak. Önce…

Kozmetik ve kişisel bakım malzemeleri:

kamp-malzemeleri-kiyafet

Sağ üstteki iki minik çantanın içinde bütün kozmetik malzemeleri ve ilaçlar. Avrupa kısmının ardından saçlarımı kestirdiğim için o tarak artık yanımda değil. 🙂

*Güneş kremi (Hem yüz, hem vücut için kullanılanlardan almanız size yer kazandıracaktır. 50 ml’den fazla almaya hiç gerek yok. Güneş kremi dünyanın her yerinde var, üstelik sıcaktan katı malzemesiyle sıvısı birbirinden ayrılıyor bir süre sonra.)
*Nemlendirici (Yanımda yüz, göz ve el nemlendiricisi var. Şimdilerde tropik iklimde oradan oraya savrulduğumuz için çok ihtiyacım olmuyor ama özellikle Amerika’da, çölde hayat kurtardı. Reklamlarda kullanılan o çatlak topraklar var ya, nemlendirici yoksa yanınızda cildiniz öyle oluyor işte o kupkuru havada. Göz derisi ise böyle havalara sandığımızdan daha az dayanıklı, basit bir destek oldukça işe yarıyor. Nemli havalarda ise hiçbirini kullanmıyorum. Sürekli terleyince akıp gidiyor çünkü.) Alandan kazanmak için doğal yağlardan birini de taşıyabilirsiniz. Hindistan cevizi, kayısı yağı vs. Tek sorun, motosiklet sürücüsü iseniz hele de, ele ve yüze sürdüğünüz şeyin çabuk emilme zorunluluğu. Yoksa ortamdaki toz toprak gelip yapışıyor ya da kaskı ve eldiveni takmak için beklemeniz gerekiyor. 
*Dudak nemlendiricisi (Siz de benim gibi rüzgarda paramparça olan dudaklardan muzdaripseniz her zaman kullandığınız marka ya da ürün mutlaka yanınızda olsun.)
*Oje, makyaj malzemeleri, parfüm vs. Benim yanımda hiçbiri yok. Evdeyken de makyaj yapmıyordum, temiz ve bakımlı olmak yetiyordu bana. Hatta durumun vahametini şöyle anlatayım: Uzun yıllardır kaşlarım dökülüyor ve kaş kalemi kullanıyorum. Yıllar içinde makyajdan tamamen uzaklaştım ama dökülen kaşlar yüzünden kalemi bırakamadım. Yolda bir süre aman ne gerek var diye kullanmayınca bir baktım, dökülen kısımlar tamamlanıyor! Yanımdaki tek makyaj ürünü olan kalemi anında çöpe attım ve şimdi kaşlarımda hiç boşluk yok artık. Hepsi geri çıktı! O yüzden ben kendimi azat ettim bütün hepsinden. Size de öneriyorum, yok böyle bir hafiflik. 🙂
*Yanımdaki en eğlenceli şey pilli yüz fırçası. Bendekinin markası Beurer FC 45, gayet ucuz ve küçük. Özellikle motosiklet sürerken sürekli toza, pisliğe ve arabalardan gelen her türlü gaza maruz kalan cildim yıkayınca temizlenmiyor. Destek gerekiyor, sürekli peeling yapacak vaktim ve motivasyonum olmadığı için fırçayı kullanıyorum. 
*Manikür-pedikür olayı. Kamp yapıyor da olsam bakımsız el ve ayaklarla gezmeyi reddediyorum. Minicik bir malzeme çantam var. İçinde çok temel manikür malzemeleri, ayak törpüsü, cımbız, tırnak törpüsü, tırnak makası, mini tırnak fırçası ve minik bir makas var.
*Şampuan, saç kremi, roll on, sabun, duş jeli vs. Hiçbirini abartmanıza gerek yok. Hele bilindik mağazaya gidip de seyahat boyu şişelerden alıp evde kullandıklarınızı içine doldurmanıza da hiç değmez. Yolda içindekiler bitip de yenilerini aldığınızda para verdiğiniz şişeyi atmaya kıyamıyorsunuz. Üstelik seyahat süreniz 2 haftayı geçiyorsa eziyetten başka bir şey değil. Ben sırf bu yükten kurtulmak için oldukça uzun olan saçlarımı kısacık kestirerek devam ettim yola. Meksika’da bir kuaförde 2,5 dolara, Panama’da bir diğerinde 10 dolara tekrar kısalttırdım üstelik. İnanın değmez, bazen yeterli su bulamadığınız olacak, şampuan kötü çıkacak, o saç dökülecek. Sıcakta sizi bunaltacak vs. Kendinizi azat edin bu dertten. Seyahat boyu da olsa saç kurutma makinesi, tarak vs taşımaktan da kurtulacaksınız. Hazırlanmanız 5 dk. sürecek. Hatta şampuan bittiğinde eyvah demeyecek ve sabunla bile yetinebileceksiniz. 🙂

İlaçlar:

Aslında bu grupta en kişisel malzeme ilaçlar. Ben yola çıkmadan önce birkaç doktorla görüşüp ona göre aldım yanıma. Size de aynısını tavsiye ederim. Mesela bel fıtığı ameliyatımı yapan beyin cerrahına uzun süre motosiklet süreceğimi, yorulacağımı ve hırpalanacağımı anlatıp ne yapmam gerektiğini sordum. Bir sorun olmayacağını, ek hiçbir şeye gerek duymadığımı, sadece yolda egzersiz yapmam gerektiğini, belki destek için de bir miktar kas gevşetici ve ağrı kesici taşımamın iyi fikir olduğunu söyledi. Bütün kas gevşeticiler işe yaramıyor bende, yarayanı bildiğim için onu aldım yanıma. Aynı şekilde sizin de düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa yanınıza mutlaka alın. Mesela doğum kontrol hapları… Yolda bulduklarınızı kullanmak iyi fikir değil. Ya da ağrı kesiciler… Mide probleminiz varsa size iyi gelen hangisi ise en azından bir tablet bulunsun yanınızda. Ayrıca ishal, kabızlık ve basit mide yanmaları için de bir şeyler taşımak iyi fikir. Hijyen anlayışı gayet çarpık yerlerde yolculuk yapıyorsanız ihtiyaç duymanız kaçınılmaz! Sadece hijyen de değil problem, yolda mecburen alıştığınız düzenin dışında besleniyorsunuz, haliyle mideniz zaman zaman isyan ediyor. Bir de böcek sokmalarına karşı alerjik reaksiyon geliştirirseniz diye taşımanız gereken jel ve alerji hapı var elbette. Türkiye’de bile sivrisinek sokması sonrasında normalin dışında tepki veren bir cildim var, Orta Amerika’da artık ne olduğunu bile ayırt edemediğim böcekler sokunca daha önce hiç kullanmadığım ve yine doktorun yazdığı alerji haplarından aldım, kaşınmayı ilaç bile zar zor durdurdu. Kaşıntı için aldığım jel artık işe yaramıyor bile, buradaki eczanelerden yenisini alacağım, muhtemelen yanımdaki krem buradaki böcek sokmaları için uygun değil çünkü. En başta hiç taşımasam da olurmuş yani. Antibiyotikli bir krem kesiklerde ya da basit yaralanmalarda enfeksiyon riskini azaltacaktır. Son olarak da üst solunum yolu enfeksiyonu için bir kutu antibiyotik taşıyorum, 4 aydır ihtiyacım olmadı ama olursa eczanede derdimi anlatmaya çalışmak yerine hızlıca tedaviye başlamak isterim ihtiyacım olursa. Bütün bu ilaçları uygun koşullarda taşıyamayacağınızı aklınızdan çıkarmamalısınız. Değil oda sıcaklığı, makul bir sıcaklıkta bile tutamıyorsunuz hiçbirini. Etkisi azalmış ya da bozulmuş ilaçlar konusunda dikkatli olmak lazım o nedenle. Bir de lazım olacak herhangi bir ilaç için etken maddesini bilmeniz yeter, eczanede söylediğinizde uygun ilacı veriyorlar. Tek sorun, ilaçlar inanılmaz pahalı. Türkiye’dekinin neredeyse on katı. En son bizde 10 lira civarına satılan aynı adda ve hacimde bir kas gevşetici jel için Costa Rica’da 70 TL ödemek zorunda kaldık! Hem benim, hem Serkan’ın dizlerinde sorun var, bu yüzden elastik bandaj taşıyoruz yanımızda. Ayrıca cıvalı bir ateşölçer de edindik geçen ay, muhtemelen böcek sokmaları nedeniyle sık sık yükselen ateşimi kontrol altında tutmak istedik çünkü. Yine özellikle kadınları ilgilendiren bir sorun, yeterince hijyenik olmayan tuvaletler… İdrar yolu enfeksiyonu, genital mantar vs gibi durumlar için de önceden doktorunuza danışıp bir şeyler taşımayı düşünebilirsiniz yanınızda. Marketlerde, bebek reyonlarındaki ıslak mendiller ise kötünün iyisi olarak her daim elinizin altında bulunsun. Avrupa’da kamp yerlerinde, dinlenme tesislerinde, benzinliklerde kadın tuvaletleri rezaletken Amerika’da genelde gayet temizdi. Orta Amerika’da ise bir kısmına benzin döküp yakmak temizlemek için tek yol gibi görünüyordu!

Genel olarak ilaçlara dair söyleyeceğim temel şey şu olacak: Yaşadığınız yerde düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa yanınıza mutlaka alın ama miktarını makul tutun. Etken maddelerini not edin, doktorunuzdan alternatiflerini öğrenin ve elinizdeki tükendiğinde çoktan edinmiş olmaya bakın. Geri kalanı için kendinizi çok da hırpalamayın. 80’lik nineler, dedeler gibi kocaman ilaç çantalarıyla gezmenize gerek yok. Her yerde doktor ve eczane var. Kendi başınıza ilaçla çözemeyeceğiniz şey için zaten profesyonel desteğe ihtiyacınız olacaktır.

Bu yazıya konuyla ilgisiz fotoğraflar ekliyorum zira kişisel bakım malzemelerinin markalarını paylaşmanın pratikte bir faydası yok, ilaç fotoğrafı paylaşmam ise zaten sakıncalı. O nedenle buyrun Amerika’da kamp yaptığımız yerlerden manzaralara:

img_0686

Kamp yerlerinde bir şeyler pişirmek evlerde ya da pansiyonlarda pişirmekten daha kolay çünkü daha hijyenik. Bu gözler ne mutfaklar gördü! Fotoğraftaki de taze fasulye ve pilav. 🙂

img_0776

Houston’dan ayrıldıktan sonra kaldığımız ilk kamp alanı. Geyiklerle ve sincaplarla bakışarak 2 gece geçirdik burada.

img_0904

Çölün ortasında, kilometrelerce yol yapmamıza rağmen bulabildiğimiz tek kamp alanı. Banyo yok, su yok. 🙁 Muhtemelen Utah…

img_0945

New Mexico… En güzel kamp alanlarından biri benim için çünkü onlarca humming bird gördüm! Hem de saçıma değecek kadar yakınımda uçuyorlardı.

img_1006

Hamak, kamplarımızın sabiti oldu. İyi ki almışız.

img_1162

Colorado’da, Pagosa Springs’te bir sürü gölün kenarındaki kamplardan biri. Seyahat boyunca en soğuk geceyi yaşadığımız yer, 4 dereceye kadar düşmüş.

img_1200

“Oak Tree House” diyor. “Ev” neydi ki? Neye benzerdi ki? 🙂

img_0569

Aslında sadece masa vardı orada, çadırı ve hamağı biz soktuk içeriye. 😀 Yağmurdan bezince gayet yaratıcı olunuyor.

Latest Comments
  1. seda |
    • Selin Seçen |
  2. ömer okumuş |

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2017 Başa Dön ↑