A Brand New Life

A Brand New Life, 2009 Fransa&Kore yapımı.

Başrolünde, afişte de görülen, küçücük bir kız çocuğu oynuyor. Babasıyla görüyoruz onu ilk sahnelerde, aşık sanki babasına, gözlerini ondan alamıyor, onu ne kadar çok sevdiğini bakışlarından ve sürekli gülen yüzünden anlıyoruz. Ama babayı görmüyoruz, çizgi filmler gibi… Silueti olan ama yüzü olmayan, soğuk bir baba, biliyoruz, bir şey yapacak, Jinhee’nin o güzel gülüşünü donduracak yüzünde.

Nitekim yapıyor da kendisinden bekleneni “yüzsüz” baba. Bekleneni yaptığı anda görüyoruz yüzünü ilk defa, ona baktıkça yüzünde güller açan güzel kızını yetimhaneye bıraktığında. Kızı ne olduğunu anlamayarak ona son kez baktığında. Terk edilmişliğiyle başbaşa kaldığı o anda.

Uzakdoğu sinemasını seviyorum; böyle narin, güzel örülmüş kurgularını seviyorum ama izlerken hep bir yanım paramparça oluyor. Sadece bana mı gerçek geliyor bu kadar?.. Jinhee her sinirlendiğinde, terk edilmişlik onu her sarstığında bir şeylerden çıkarıyor hıncını. Ya dövdüğü yorganlardan, ya da kuş gibi kendini gömmeye çalışırken. Sanki küçücük bir kız çocuğu değil de, gerçekten acı çeken bir yetişkin var ekranda. Boğazımda yumrularla izliyorum ve ben de istiyorum babasının gelip onu almasını. Jinhee’yi “çengelli iğne” yüzünden terk ettiğini düşünmek istiyorum ve “çocukluk” ettiğini anlayıp dönmesini ama olmuyor.

Babanın gelmediği her dakika, acısıyla insanı oturduğu yere gömen bir kız çocuğu izliyoruz. Amerikalı, Avrupalı müstakbel anne babalara sevimli görünsünler diye süslenen bir sürü kız çocuğun sefaleti arasında. Acıyor, biliyoruz, hepsi kurgu. Yine de acıtıyor. (Reconstruction, seni yeniden izleme vaktim gelmiş!)

8/10.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑