1914 / Jean Echenoz

1914, Jean Echenoz Helikopter’den çıkan kitabı. Ben 1. baskısını (Ocak 2015) okudum. Çeviri Mehmet Emin Özcan’a ait.

Helikopter’i sosyal medyada inanılmaz sadelikteki kitaplarına gözüm ilişince takip etmeye başlamıştım. Aslında kitaplıkta birkaç kitapları vardı ancak nedense alıcı gözle değerlendirmem, arka arkaya ekledikleri fotoğraflara bakınca olmuş. Hani kitaplıkta hangi yayınevine ait olduğunu kolayca anladığımız ama bir süre önce tasarımını değiştirmeye karar veren yayınevi var ya, Helikopter o bayrağı devraldı benim nazarımda. Tasarımlarındaki sadelik, sayfalarındaki kırmızı boya, o boyayı yapmak için harcadıkları emek, kağıt kalitesi… Hepsi bir okuru memnun edecek detaylar. Boyama işlemine dair Facebook/Helikopter Yayınevi‘nde öyle bir video var ki, siz de şaşıracaksınız o emeği görünce.

1914’e gelince… Kitabın orijinal adı 14, dilimizdeki versiyonu 1914 olmuş, keşke olmasaymış. Zira kitabın anlatmak istediği şey 14’ün önüne hangi iki rakamı getirirsen getir, insanlığın yerinde saydığı ve gökkubbe altında değişen hiçbir şey olmadığı.

Mis gibi bir havada, bisikletiyle gezen Anthime açıyor hikayeyi. Dingin, huzur dolu hayatlar uzunca bir süre düzelmemek üzere sarsılacak ama kimse bunun farkında değil. Hatta kimse uzunca bir süre durumun ciddiyetini algılamıyor. Savaş var ama kabullenmek öyle zor ki, hemen biteceğini düşünmek yüreklere su serpiyor. Cephede uçuşan kollar, bacaklar, şarapnelle parçalanan yüzler görene dek pikniğe gitmiş gibi davranan askerleri okuyoruz. Bir arkadaş grubu ve geride bıraktıkları… Aileleri, sevgililer, doğmamış bebekleri ve askerlerin su içmek kadar doğal, basit bir şekilde bir anda dünya üzerinden silinmeleri. Herkesin bildiği hikayenin biraz daha sakin bir versiyonu 1914. Benim için bir Homeros destanına dönüştü mü? Üzgünüm. Minimalist anlatımı sevmiyorum. Minimalist anlatımda derinlik arayacağım diye iğne deliğinden Hindistan geçirmeyi de sevmiyorum. Madem Hindistan oradan geçiyor, yazar yapsın, bana hiç iş bırakmasın istiyorum.

Okuduğum ilk Echenoz kitabı beni tatmin etmedi ama öyle çok övülüyor ki, halihazırda yine Helikopter’den aldığım diğer kitaplarını da okuyacağım.

Kitapta kimi imla hatalarından, dizgi hatalarından rahatsız oldum. Sayfa 36, “düşünmeyebiliyorduk”, böyle bir zaman yok, düşünebiliyorduk var, bir de düşünemiyorduk var ama böyle hibrit bir eylem yok. Sayfa 45, hem Bossis, hem Bossi… Olmamış. Üstelik 67 sayfalık bir kitapta böyle çok hata var. Dilerim diğer baskılarında daha özenli olurlar ve tasarım konusundaki birikimlerini, yeteneklerini içeriğin sunumuna da yansıtırlar.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  Sitede yayınlanan tüm yazılar özgündür. @2009-2016 Başa Dön ↑